Ciğerci Hulusi – Kadıköy

Kahvaltı niyetine yenilmesi gereken en son şey olsa gerek, Ciğer ama tadı ve lezzeti ayrıca sunumu ile bu hafta, Kadıköy’deki Ciğerci Hulusi’de aldık soluğu aç karına…

Belki de çoğu kez önünden geçmiş hatta birkaç kez müşterisi olup bir iki bir şeyler yemiş olsam da, Gurme olarak ziyaretimiz ile Hulusi abimiz açmıştı tüm kapılarını…

Kapıdan içeri girer girmez, hafif bir hareketlilik göze çarptı tüm restoran çalışanlarında. Anlamadık başta ama sonradan öğrendik, işin aslını bu hareketliliğin, her gelen müşteri için olduğunu, masaya sunulan ciğer , acılı ezme, soğan, turp limon ,et ,aklınıza ne gelirse ,taze taze eş zamanlı olarak kapıdan içeri girenlerin sayısına göre hazırlanmaya başlıyormuş.

Ayrıca sipariş verilen bir iki et şiş ile hep bir ağızdan söylenen ciğerlerimizi beklemeye koyulmuştuk… Ciğer yenilecekti, yanında yeşillikleri, turpu, limonu, közlenmiş soğanı, acılı ezmesi ve  lavaşı ile… En ilginç yanı ise kendi karışımımızı kendimiz hazırlayacaktık…

Yemek yemesi mi güzel, yapması mı? Aslına bakarsanız yapılmış yemeğin her zevke uygun olarak bizzat müşteri tarafından hazırlanıp afiyetle yenmesi daha bir anlamlı olsa gerek. Nitekim kısa bir sürede masamız dolmaya başlamıştı…

Belki de çeşidin çok olmaması bir avantaj böyle durumlarda. Nihayetinde yiyeceğiniz şişe geçirilmiş, nar gibi kızarmış, terbiyelenmiş, tek yapılması gereken ocağa konup pişmesini beklemek. İçecek olarak tercih edilen ayran ve şalgamlar ile sunulmaya başladı…

Kişi başı 10 şiş de aslına bakarsanız az bir sayı da değil hani, 5’erli ciğer geçirilmiş 10 şiş, yedikçe yemek istiyor insan. Lavaş ile önce ciğer şişten ayrılıyor, sonrasında içine ne katmak istiyorsanız onu katıyorsunuz… Düşünsenize, nar gibi kızarmış ciğerin üzerine, hafif kimyon, sumaklı soğan, acılı ezme ile kişiye özel bir nevi dürüm. Bunun gibi bizzat kendinizin hazırladığı 10 tane yan yana lezzetli ciğer dürümleri… bizler ciğerleri yerken mekan sahibinden ,ciğerin inceliklerini dinleme şansı bulduk. Etin nereden geldiğini, malzemelerin nasıl hazırlandığını, et terbiyesini ve daha neler neler… Sorulan her soru sonrası, mekan sahibi sanki rakip açılacak düşüncesi ile baştaki gibi çok detaylı cevaplar vermemesi de gözümden kaçmamıştı açıkçası. Ama  insanın neden olmasın diyesi de gelmiyor hani o denli leziz  ciğerlerden sonra…

Ciğeri çok tercih eden biri olmayan ben, bu karışımı tam 10 kere aralıksız yapmanın ve soluksuz yemenin sonrasında ciğerleri bitirmiş buldum, kendimi.  Yemek sonrası çay keyfi ile devam ettik, ama çayını beğenmedik maalesef, ne de olsa çay ara ürün, ama belki biraz daha dikkat edilebilirler.

Mersin yöresine özgü Kerebiç tatlısı denemek için, garsona yöneldik ve tatlılarımız tek tek geldi. Kimimiz kadayıf istedik, kimimiz kerebiç, çömen otuyla yapılan krema ile hazırlanmış ve haftalık olarak Mersin’den getirtilen Kerebiç adeta lezzete son damgayı vurdu…  Sonradan Gurmeler logomuzu mekana yapıştırıp, hep birlikte çekilen fotoğraf sonrası bir daha gelme sözü vererek, güzel anılarla mekandan ayrıldık…

Keşfe devam;

Varlık Sezgin

 

 

Bir Cevap Yazın