İstinye’de KalaBALIK keyfi…

Merhaba Sevgili Gurmeler ;

Bu haftaki yolculuğumuz , bir karadenizli olarak son derece keyif aldıgım ve de belki zaman içerisinde sıradanlaşmaya yüz tutmuş bir keşif oldu aslına bakarsanız.Ama bu sıradan keşfi ,gurme arkadaslarla yapınca ne denli keyifli oldugunu bir kez daha bu pazar günü anladım..
Yolculuğumuz;
Pazar sabahı malum Karadeniz’in yağmurlu havasının İstanbul’un üzerine yoğun bir halde inmesi ile ayrı bir puslu başladı …
Beşiktaş ‘ta  Bilal ve Feridun ile buluşmamızdan sonra keşfimize götüren minibuse atlayarak yola koyulduk…Trafiği hesaba katmamamız bize 25 dak. kaybettirmişti…
Tabii havanın yağışlı olması yaprak dökümü edası ile kimi arkadaşlarımızın bu keşfe katılmalarına engel olacağını da  çalan her telefon ile daha bir net anlamış oldum ki restaurant  sahibiyle telefon ile kurulan o sıcak ilişkimizin yavaş yavaş soğuk rüzgarlar esmesine kaydığını düşünmemin , mekana geldigimizde hala sıcak gülüşmeleri gördüğümde ne kadar hatalı oldugumu bir kez daha anladım…Ne de olsa Karadenizli Recep Abi…:)
Yıllarını vermiş balıkçılığa…Kazanmış daha da  kazanmış… Birikimleri ile ara ara baska işler yaptıysa da mutluluğu baba mesleği balıkçılıkta bulmuş…Her ne kadar balığın ana vatanından geldiyse de  pizza da yapıp misafirlerine ikram etmeyi de düşünmemiş değil restaurantında…
Neden Kaçkar Dirvana koydun adını diye sordum?;o hafif Karadeniz hafif Istanbul şivesi ile; Biz Karadenuzluyuk, bizim orda Kaçkarlarda bir kuş vardır.Yazın semalarda çokça bulunur ,görünür .Hele yaylalarda ayrı bir anlamlı uçar dedi Dirvana…Yayla’nın soğuk sularında avladığı balığı önce kendi sonra da  yavruları ile paylaşır…
31 sene önce bu ismi koyduğunda pek bir anlam bütünlüğü olmasa da Kaçkar Dağları ile bütünlüğünü sağladığına inanıyor  Recep Abi…
Biz de bu havayı solumak, tavsiyler üzerine o meşhur hamsi tavasını yemek icin düştük yollara…
Yeri gerçekten cok kolay..İstinye Dev. Hastanesi’nin 100 metre ilerisinde Boğaz’a nazır ama aradan sahil yolu geçmese…
Masamıza oturur oturmaz hemen siparişlermizi vermenin telaşı sardı…
Palamut mu kefal mi, mezgit mi??Balıkların tazeliği solungaçlarından anlaşılır derler..Kıp kırmızı idi solungaçları…O kadar taze …
Ama kış mevsiminde hele de yağmurlu havada ızgara hamsinin tadı bir başka olur düşüncesi ile hep birlikte sanki önceden sözlemiş gibi Hamsi deyiverdik..
Kimimizi ızgara kimimiz tava…!!!
O ara turşumuz ve hamsi ekmegimiz de geldi mi masaya ,yüzümüzdeki ifadeler bir anda değişiverdi…
Hepimiz o kadar acıkmışız ki, hemen daldık hamsili ekmeğe,turşuya…
Lezzetine gerçekten diyecek yoktu hani..O ara ,”hamsi çorbası”ndan bahsetmeye başladı Recep abi..Cildi güzelleştirir, mutluluk verir, enerji ,bağısıklık sağlar diyerek ağzımızı hepten sulandırdı ki hep birlikte balık öncesi Hamsi Çorbası neden olmasın diyerek çorbalarımızı istedik..
Hamsi çorbasının gercekten cok farklı bir lezzeti vardı…
Balık tadını almanın yanında ayrıca farklı bir lezzet de geliyordu ağızlara…Bu farklı karışım insana keyif veriyormuş…Nitekim nasıl bitirdiğimi anlamadan bir anda hamsi ekmegim ile tabağı sıyırırken buldum kendimi…
Sanki parmaklarımızı yiyorduk.Ya çok acıkmıstık ya da lezzetine diyecek yoktu…
Kısa bir sure sonra balıklarımız gelmeye başladı..Nar gibi kızarmış mısır unu ile bulanmış ızgara hamsi tava geldi önüme…
Hala doymamıstım ..Belki de gözüm doymamıstı ama yiyebiliyordum …
Usul usul hamsimi yemeğe başladım..Malum bizim oralarda hamsi elle yenir…Cok da keyiflidir  hele kılcığı ile yenirse..Ne de olsa kücük…
Bir yandan bol mısır unlu hamsi, turşu bir yandan mısır ekmeği veya tercihe göre kızartılmış ekmek ile ayrı lezzetli oluyor…
Balıklar bir bir yeniyor, dışarıda hafif yağmur inceden yağıyor ,bir de hafif sis olmuş gökyüzü ,insana Karadeniz’deymiş hissi vermiyor değil..
Mekan gerçekten oralardan birer parça almış, Karadeniz sahilindeki her  ilçenin izini taşıyor…
Yemek sonrasında tatlı yemeden olmaz dedik..Meşhur tatlılarını sayarken bize özel ikrami helva ikram etti.Eritilmiş helva ,alimunyum folyalarda gelince hep birlikte daldık bir anda çatallarla…Gerçi öncesinde kabak tatlısını da denedim hindistan cevizli olanı..Bence o da yenilmeye değer bir tat…
Sonra peşine de tabiki Türk kahvesi şekerli….
İnsan yemek yerken yorulmaz herhalde değil mi??Ama yemek sonrası yorulduğumu hissettim…Emek harcamıstım zevk almıştım keyif dolmuştum…
Recep abi ile kısa bir sohbet ettik sonrasında…Hayat hikayesini dinledik kendi ağzından…
Esprili ,sıcak içten tam  Karadenizli…Bu özelliğini aynı şekilde mekanına da yansıtmıs ki yakın yerlerden özel siparişler de almıyor değilmiş…
Özel teşekkürlerimiz sunduktan ,kapıda toplu fotoğraf çekip meşhur puanlarımız verdikten sonra yakın zamanda tekrar görüşmek üzere Kaçkar Dirvana Balıkcısı’ndan güzel anılarla ayrıldık….
Yolunuz o taraflara düşerse en azından bir acı kahvesini içmeyi unutmayın Recep Abi’nin..
Keşfe devam…

Sevgiler

Varlik Sezgin

İstinye’de KalaBALIK keyfi…” hakkında 0 yorum var

  1. burak the hun dedi ki:

    varlık beyyyy..yazılarını ailecek severek takip ediyoruz, antalyadan selamlar ,

Bir Cevap Yazın