Etliekmekten Bir Gün‏

Ben pideyi çok severim…

Köyde geçen yaz tatillerinde anneannem fırında önce ekmek yapardı sonra da pide.Köyde yediğim pideler kapalı olurdu, içinde bolca da kavurma ve domates-biber.Doğrusu o zamanlar bu pideyi ağır olmasından ötürü çok sevmezdim.Ama şimdi geçmişe baktığımda yediğim en doğal ve keyifli pidelerin bundan 20 yıl öncekiler olduğunu görüyorum. Rakama bak 20 yıl önce…Ne kadar da yaşlanmışım. Hemen evlenmeliyim.

Pideye yurdumuzun farklı yerlerinde farklı isimler verilir.Konya’da etliekmek,Kayseri’de cıvıklısı,Samsun ve civarında gıymalı pide,Tokat’ın ilçesi Niksar’da yapılan pastırmalı yumurtalı pideye Niksarlı,İtalya’dakine ise pizza.Pizza ne alaka diyenlere tarihten şaibeli olabileceğini düşündüğüm bir hikaye anlatalım:

Fatih zamanında imparatorluk hep batıya fetihlerde bulunmaktadır.İtalya’nın güney kıyıları da bu dönemde fethedilmiştir.Osmanlı kadırgaları yine böyle bir seferde güney İtalya’da bir limana demirler.Levendlerden birisi çıkınından çıkardığı pidesini mikrodalgada ısıtıp yemektedir.Zeytinden başka bir şey yemediği belli olan gariban bir “Sono Italiano” denizci mehmetçiğe şafak kaç diye sorduktan sonra che cosa mangi (o yediğin nedir) der?Yemek adabını yurt dışına çıkınca unutan levendimiz ağzı dolu bir şekilde pide der.Ağzımız pide ile dolu olunca çıkan ses pitzedir(burası İtalyan gibi söylenmeli) Daha sonra pitze zamanla pizzaya dönüşür ve tüm dünyaya yayılır.Biz de pideyi marka yapamadığımızla kalırız bir de üstüne üstlük yurt dışına çıktığımızda Ermenilerin lahmacuna Armenian Pizza dediklerini görür daha da üzülürüz.

Neyse günümüze dönelim…Bugün pek çok Anadolu şehrinde pazar günlerinin en büyük ritüeli evde hazırlanmış pide malzemelerini sokak arasındaki etliekmekçi/pideci/lahmacuncuya götürmektir.Bu dükkanlar sadece sizin getirdiğiniz malzemeden pide yaparlar ve saat öğleni biraz geçince de kepenklerini indirirler.

Ömürden’in Karadeniz pidecisinden sonra bugün de sıra Konyalılar’ın gurur kaynağı etliekmekteydi.Konyalılar Etliekmek, herşeyiyle Konya etliekmekçilerinin ambiansını bizlere yaşattı.Etliekmekten önce gelen fırın kebap ve diğer tüm malzemeler gibi Konya’dan gelen yoğurttan yapılan ayran bu yemek iştahlı geçecek sinyallerini vermekteydi.

Fırın kebapları homini gırtlak yaptıktan sonra etliekmeklerin nasıl piştiğini görmek için fırına daldık.Burada ustadan işin tüyolarını alıp masamıza etliekmeklerin gelmesini bekledik.İpince hamurun üzerinde nefis malzemeli etliekmekler çıtır çıtırdı.Afiyetle bunları da yedikten sonra sırada ne var diye gurmelerin birbirlerine bakmaları artık aynı dili konuştuğumuzun bir göstergesiydi.Bu bakışları hep bir ağızdan çıkan Mevlana da yiyelim sözleri bozdu. Hep birlikte kuşbaşından yapılan Mevlana’larımızı da yedikten sonra üstüne hafif bir tatlı eşliğinde çaylarımızı yudumlamak farz oldu.Tatlımız cevizden yapılan sacarası idi.Son derece hafif olduğu için çayımızın ikinci bardağı ile birlikte bir tane daha söyledik.

Etliekmek ziyaretimiz boyunca mekan hiç boş kalmazken dükkan sahipleri her zaman çıkardığımız gürültü ve de patırtıyı hoş karşıladılar.Malzemeler hakkında bilgiler verdiler ve kapanışı yine fotoğraflarla yaptık.Ama ne fotoğraflar…Baş garson fotoğrafları çekmek için minibüs yolunu trafiğe kapadı.Bu kadar cengaverliğin sebebi dükkan tabelasının da resimlerde yer almasının istenmesiydi.Tabii brandingsiz reklam olmaz diyerek bunu da işe bağlayalım.

Muhabbetle ve de afiyetle…

Mustafa

Bir Cevap Yazın