İrvan Kahvaltı Salonu – Fatih

İrvan Kahvaltı Salonu – Fatih

Sevgili Sonradan Gurmeler,

Bu haftaki durağımız Aksaray’daki Van Kahvaltı Sofrasıydı. Kahvaltı deyince, bu öğünde ülkemizde ne kadar bol ve lezzetli çeşide sahip olduğumuzun ve bu öğünün “doya doya” tadını çıkardığımızın farkında olmamız gerekir diye düşünüyorum. Bence dünyaya tanıtmamız gereken en güzel alışkanlıklarımızdan biridir kahvaltılarımız…

Van Kahvaltı Sofrası, İstanbul’un tarihi semtlerinden Aksaray’da Büyükşehir Belediye Binası’nın arkasındaydı. İlk kez gelenler ve bölgeyi bilmeyenler için yolu bulmak kolay olmasa da aslında kahvaltı mekanının yeri oldukça merkezi ve sonraki gelişlerde kolayca bulunabilir. Kahvaltımız biraz da bu yer bulma telaşı yüzünden öğle saatlerine yakın başladı. Son gelen gruba, açıkmış olmanın ve birazdan yenilecekleri beklemenin verdiği sabırsızlıkla sitem etmeye hazırlanırken bize sürpriz yapıp, birleşince GURME yazan t-shirtleriyle geldiler ve ortam birden kahkaha ve cümbüşe büründü.

Bu keyifle kahvaltımıza başladık. Diğer bir sürpriz ise gurmelerimizden Bilal’ın yaklaşık aynı saatlerde (belki biraz daha erken ), kilometrelerce ötede, gerçek mekanında, Van’da aynı kahvaltıyı yapmasıydı. Orijinal lezzeti yerinde tatmış biri olarak belki bize anlatacağı önemli ayrıntılar olabilir. İlk aldığımız bilgiler hakiki Van kahvaltısının 10TL olduğuydu 

Peki bizim kahvaltıda neler vardı: Mısır unu ve cevizden yapılan Van çöreği (kete gibi diyebiliriz), üç çeşit peynir (otlu peynir, Diyarbakır örgü peyniri ve beyaz peynir), süzme yoğurt, dereotu, soğanla yapılan kuru cacık; kavut (mısır unu, buğday ve tereyağından), yumurta ve undan yapılan murtuva, zeytin çeşitleri, bal kaymak, domates salatalık. Bunların hemen ardından sofraya minik tavalarla kavurmalı yumurta getirildi ki, hiç kavurma sevmeyen biri olarak ben bile afiyetle yedim. Bu liste içerisinde, hiç Van kahvaltısı denenememiş olanlara farklı gelecek iki ürün kavut ve murtuva olacaktır. İkisini de balla yemenizi tavsiye ederiz, birbirlerine çok yakışıyorlar. Tabii ki bal demişken akla ilk gelen ikili bal-kaymak olduğuna göre, kendi üretimleri olan manda kaymağını da es geçmemelisiniz. Kahvaltımıza bunların yanında tabii ki demli çaylar ve sonrasında Türk kahveleri eşlik etti. Bu hafta kare minik logomuz yoktu, o anlamda kalıcı bir hatıra bırakamasak da neşemizle ve yeni t-shirtlerimizle orayı çok renklendirdiğimiz kesin.

Van kahvaltısı için, sonradan konuştuğumuz bazı gurme arkadaşlarımızın da alternatif mekan önerileri oldu. Bu haftaki keşfimizin, açık havada keyifli kahvaltıların başladığı bahar günleri için bir iyi başlangıç olduğunu düşünüyorum, umarım zamanımız olur da diğer önerilen mekanlarda da bu lezzetleri tadarız. Hatta bir Egeli olarak, sıcak günlerin artacağı önümüzdeki zamanlarda Ege lezzetlerinin, kahvaltılarının da bizi çok mutlu edeceğini düşünüyorum.

Sevgili Gurmeler, bu haftaki gurme gezimiz böylelikle bitmiş de olsa, hazır Aksaray’a gelmişken; tarihi binaların, camilerin arasından geçip Vefa bozacısında da bir boza içmeden eve dönmek istemedik. Böylelikle, Van kahvaltısında yeteri kadar kalori almış ve gerçekten doymuş olmamıza rağmen, son kalan yerimizi de bozaya ve onun yüksek kalorilerine ayırdık 

Bazen bu buluşmalarımız, rutin İstanbul hayatımızda uğramaya fırsat bulamadığımız tarihi semtlere gitmemiz için de bir vesile oluyor, böylelikle o mekanları hem ziyaret ediyor hem de yeni keşfettiğimiz güzel lezzetlerle eşleştiriyoruz.

Artık öğleden sonra olup ayrılma zamanı geldiğinde; hem bu güneşli, pırıl pırıl bu Cumartesi gününde yolda yeni t-shirtlerimizle fotoğraf çektirip güzel havanın tadını çıkarmış olmanın, hem de bu lezzetlerle tanışmış olmanın mutluluğu gözlerimizden okunuyordu.

Yeni mekanlar, yeni lezzetlerde buluşmak üzere.. Afiyet olsun..

Bir Cevap Yazın