Antiochia – Asmalımescit

Antiochia – Asmalımescit

Bazı yerler vardır; her fırsatta  gideceğim dersiniz, hep aklınızın bir köşesinde kalır, fırsat olmaz, araya başka yerler girer, gidemezsiniz …  Antiochia benim için öyle idi.  Gideceğim, hala gidemedim derken sonunda gittim, tattım ve artık  hep gideceğim..İstanbul’da Antakya yemekleri.. Güneşin yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı bir haftasonunda lezzetli bir yemek için ideal bir organizsyon olacaktı.   “Sonradan Gurme” dostlarla birlikte gitmek bir kat daha keyif katacaktı tabii ki yemeklere. Bazı zamanlarda sadece lezzet mırıldamalarının duyulduğu çok keyifli bir kaç saat boyunca yemeklerimizi ve ardından tatlılarımızı afiyetle yedik.  Aradan neredeyse bir ay geçmişti, tadı hala damağımda ve ben hala bu nefis gezi hakkında tek kelime yazamamıştım.

Yazıya başlamadan önce yeniden Antiochia’ya gitmeye karar verdim. Ama son anda vazgeçtim. Yedikten sonra yazamayabilirdim, yoğun lezzet dakikaları sonrasında bezgin bezgin yediklerini hazmetmek varken, pc başında oturamazdım. Sonra hem yiyip hem de yazmak keyifli olabilir diye düşündüm.   O da olmazdı seremoni bozulabilirdi…  En sonunda çektiğim fotoğraflara bakıp tatları anımsayıp yazmaya karar verdim ve yazı sonrasında haftasonu güneşin keyfini çıkara çıkara yemeyi tercih ettim.  Sanırım düşündüğüm herşeyi yazıya dökme halinden vazgeçip yemeklerden bahsetmeye başlasam iyi olacak, yoksa bu yazı sabaha kadar bitmeyebilir…

İstanbul, Asmalı Mescit, Minare sokakta Antakya sofrası…  Antiochia geleneksel, yöresel yemek sunan restoranların çok dışında bir görünüme ve sunuma sahip.  Ayrıca öyle güleryüzlü ve samimi bir ortam var ki evde hazırlanmış mezelerin doğallığı ile birleşince sanki uzun zamandır buaraya geliyormuş gibi hissettim kendimi .  Beyaz  kaseler içinde sıra sıra dizilen mezelerin önce fotografları çekilmeli idi, aksi halde 5 dk içinde hiçbir şey kalmayabilirdi ve “bir dakika”, “kimse dokunmasın”, “arkadaşlar lütfen, dayanın biraz” sesleri yükseliyordu …  Halihazırda nar ekşisi, zeytinyağı, ceviz, zeytin, patlıcan, kırmızı biber, zeytinyağı ile mest olan ben yine geleneği bozmadım ve ana yemeklere kadar çoktan doymuş olduğumu farkettim.

Hafif acı çıtır çıtır soslu lavaş ekmeği ile birlikte abagannuç, humus, cevizli nar ekşili közlenmiş kırmızı biber, muammara, yoğurtlu patlıcanla birlikte nar ekşili cevizli roka salatası sıralandı önümüze. Bir ara sadece mırıldanmalar duyuldu, sonra arada sessizlik,  sonra bir coşku hali ve son mutluluk pozları.  Üstelik henüz ana yemeğe geçmemiştik.  O zaman kıştan kalan son günleri yaşadığımızı düşünüyorduk, dışarıda yemek yemeğe hasret kalmış bir grup olarak tabii ki dışarıda oturmayı tercih ettik.  Mezeler ve hafif acı bizi bir süre ısıttı ise de bir süre sonra gölgenin soğuğu daha çok hissedilir olunca sobalar geldi hemen yanıbaşımıza.  Artık herkesin yüzünde gülücükler vardı… Ana yemeğe geçme zamanı gelmişti.

Baharatlar ve otlarla harmanlanmış, közlenmiş biber ve domates eklenmiş kıyma ile hazırlanan Antiachia Dürümü  ve aynı  şekilde hazırlanmış kuşbaşı etler sofraya geldiği sırada ben Antiochia mutfağına dalmıştım ve kendimden geçmiştim doğal olarak. Ocakbaşında etlerin pişmesini izlerken ve bir yandan mutfaktaki meze kaplarına yoğunlamışken, pişenlerin bizim soframıza gittiğini farkında bile değildim.  Doymuştum, ama etler çok çekici görünüyordu ve tatmamak mümkün değildi. Yumuşacık, ağızda dağılan tam kıvamında baharat kokusu ile birlikte yine harika bir iş başarmışlardı.  Tatlı menüsünde ise patlıcan ve ceviz tatlısı vardı.  Dondurmalı patlıcan tatlısı çok ama çok lezzetli bir deneyim oldu benim için.  Fotograflarına baktığım anda ağzım sulandı yine.

Beyoğlu’nda olup da, karmaşasından uzak bir halde ve keyfe göre açık havada muhteşem mezeler ve/veya lezzetli bir et yemek istediğimizde,  yanında şarabımızı veya rakı veya biramızı yudumlayabileceğimiz,  keyifle gidebileceğimiz bir yer keşfetmiştik.  Yukarıda da bahsettiğim gibi Antiochia’da sadece yemekler yöresel.  Et dahil tüm malzemeler Antakya’dan gelmekte ve az ama öz bir menüye sahip.  Zahterle (dağ kekiği) harmanlanmış Akdeniz kırma zeytinini ve cevizli -gerçek- nar ekşili közlenmiş kırmızı biberi yiyebileceğim kaç restoran var diye düşündüm birden…  ağzım sulandı.. geceyarısı oldu,  bu saatte gidemem….

Antiochia’da Sevgili Sonradan Gurme dostlar ile çok lezzetli saatler geçirdik.  Antiochia ekibine Süleyman Bey’e ve Doğan Bey’e emekleri için çok çok teşekkürler, kısa zaman sonra görüşmek üzere..

Sevgiler,

İnci

Antiochia – Asmalımescit” hakkında 1 yorum var

  1. Antiochia Magduru dedi ki:

    2 gün önce 15 kişilik bir ekip olarak Antiochia’ya gittik.

    Servis çok yavaştı, ilgisizdi ve fix menü ücretinin 30 TL olduğu olmasına rağmen hesap geldiğinde ilgili işletmeci ben öyle bir şey söylemedim dedi” .

    Hesabı öderken sanki hiç başkaları ödememiş gibi 2 kere hesap alındı ve özür bile dilenmedi.

    Yemekleri lezzetli olsa da işletme size “bir seferlik kazıklama” gözüyle bakıyor.

    Bir daha da gitmeyi düşünmüyoruz.

    Asmalımescit’te gidilebilecek servisi çok iyi olan yerler var..

    Boşuna paranızı sokağa atmayın ve sinirlerinizi bozmayın..

Bir Cevap Yazın