Hacıbaba Malatya Sofrası

Hacıbaba Malatya Sofrası

Paylaşımlarla yeni keşiflere açılıyoruz her hafta..Güzel olan bu belki de…
Güzide ülkemizin her yöresinden insanları tanımak ve her hafta bir keşfe yelken açmak ayrıca bir keyif nitekim…
Güneylisi doğulusu batılısı farklı yöre farklı kültür tam bir kozmopolit birliktelik…
Kimi Karadenizli olup da pide önermesi yapmasa olmaz tıpkı Akdenizlinin o meşhur piyazını tattırması, Egelisinin de zeytinyağı ile ünlü mutfağını.
Zengin coğrafyamızdan incilerle bu hafta da Feridun’un önerisi ile Malatya Sofrası dedik ve yollara koyulduk Bakırköy’e doğru…(Bknz M1)
Hemen İstanbul Caddesi bitiminde Özgürlük Parkına çok yakın bir yerde Hacıbaba Et Lokantası…
Mekanın özü ,Malatya’nın köklü ailelerine kadar uzanıyormuş..Gelir gelmez, hafif bir telaş havası göze çarptı.
Meğer özel bir yayına konuk olmaları münasebeti ile yemek yetiştirme telaşı sarmış herkesi.
Hacıbaba’yı sorduğumuz sırada da kapıdan gelen amcayı gösterdiler ve bir köşeye çekilerek başladık sohbete.
Bir sene var yok İstanbul’a geleli, asıl işimiz Malatya’da; Fabrikalarımız, düğün salonlarımız, lokantalarımız hepsi orada diyor Hacıbaba..Yıllar önce başlamışlar bu işe,dedelerine kadar uzanıyormuş et, kebap, düğün dernek ve diğer uğraşlar..
Yoruldum artık, işi gücü çocuklara bıraktım diyerek sözlerine devam ediyor Hacıbaba…

Mekanın hacıbabası ile aynı mekanda oturup bir iki kelam etmek gerçekten çok hoştu.Yılların deneyimi ne de olsa.
Ancak acıkmış kudurmuştan beterdir misali, sözleri biter bitmez masamıza geçtim.
Sonradan Gurmeler yavaş yavaş başlarken öncesinde Malatya yöresine ait çorbalarımızı istedik.
Aya köfteli kulak çorbası; Her ne kadar adını, çorba bitiminde anlasam da gerçekten çok leziz ve denemeye değer.(Bknz. M10)
Adını, içerisindeki ufak el kadar köfte parçalarından alıyor. İşte tadını veren de o aslına bakarsanız.
Çorba sonrası mutfağa gittik, o meşhur lezzetlerin mimarları ile tanışmaya belki biraz da amaç adım atmaktır inceden ustalığa. Ama ne mümkün…Öyle kolay yapılacak şeyler değil Malatya’ya ait yöresel yemekler..(Bknz. M2,M3)
Hacıbaba’nın oğlu ile tanıştık mutfakta. Zeki abi aldı sazı ve ocakta pişen yemeklerin az da olsa sırrını, başladı anlatmaya.
Ateşte harıl harıl pişen patlıcan tava her anlamda görülmeye değer inanın…
Çeşit üzerine çeşit.Yemekler, kebaplar, çorbalar ve diğerleri
Her lezzetten azda olsun diyerek masamıza gelen yemekleri gördüğümüz anda doymuştuk aslında. Yemek bunun merak kısmı belkide.
O ana kadar, Başbakanlık özel menüsünden de bir lezzet ile tanışmak yoktu hesapta…
Her Malatya gezisinde mutlaka uğrarmış Başbakan Hacıbaba Et lokantasına tabiî ki Kağıt kebabı ve Geleli kebabıymış işin sırrı
Kimi zaman Ankara’ya yemek siparişleri göndermenin haricinde, dış ülkelere bile şoklanmış Kağıt kebabı göndermek de ayrıca bir aktivite olmuş Hacıbaba Et lokantası için.
Geleli kebabı geldiğinde gözler daha bir doymuş ancak mide daha bir kudurmuştu.
Servis edilmesi ile yenmesi eş zamanlıydı adeta…( Bknz. M5, M6, M12)
Malatya’nın Geleli köyünde yapılan yerli yöresel bir tad. İnsanların bu lezzetle yaşıyor olmalarını bilmek çok ilginç gerçekten. Ne şanslılarmış.
Etler Malatya’dan gelmiyor diyor Zeki abi..Damak tadına hitap edemez diye de ekliyor peşine.Ağır olurmuş yörenin yemekleri yöresel etleri ile.İstanbul’da her şeyin kalitelisini arayıp bulanlardan o da.Daimi ziyaretçileri için yılmadan usanmadan çalışıyor didiniyor Zeki abi.
Bizlere de menüsünde ne varsa denetmeyi de ihmal etmiyor o dar zamanında…
Peşine gelen Kiraz yaprakları ile sarılmış hamur içi de denenmesi gereken bir lezzet. Uğradığınızda mutlaka bir test edin derim.( Bknz. M7)
Ya da sadece tatlı yemek için bile önünden geçilmeli Hacıbaba Et Lokantası’nın…Ne de olsa kokusu bile insanı çekiyor kendine…
Güzide Malatya’nın insanları güzel.Kaliteli hizmeti ile eşsiz ve leziz yemeklerinin de şahane olduğunu Hacıbaba sayesinde öğrendi Sonradan Gurmeler…

Sevgiler

Keşfe devam,

Varlık Sezgin

Bir Cevap Yazın