Beylerbeyi Köy Kahvesi…

Beylerbeyi Köy Kahvesi…

Evet,yine bir keşif yine bir macera yeniliklere yelken, uçmaya hazır kanatlarını açan bir kuşcasına…
Sonradan Gurmeler yeni damak tadlarının yanında ayrıca yeni bir yer keşfetmenin de mutluluğunu yaşadı bu hafta…
Özellikle sunduğu eşsiz lezzeti olan kahve ve kurabiyelerinin yanında ayrıca kahvaltı tabağı ve keyfine doyulmaz menemeni ile tanısmak için Boğaz’ın tam ortasında Beylerbeyi Köy Kahvesi’ne doğru yola koyulduk hepbirlikte…
Bu keşfimizde bizleri sonradan katılan Sevgili Ahmet Gülhan abimize de çok teşekkürler…Bir sonraki keşiflerimizde bizlere katılacağından şüphemiz yok…

Konu ile ilgili ekteki yazı sizlerde hoş bir seda bırakırsa ne mutlu bizlere…


Havanın güzel olması hele de günlerden Pazar ise bu iki birlikteliği çok iyi değerlendirmek ister İstanbullu…
Ne de olsa tüm hafta iş yoğunluğu, stres, peşine de trafik keşmekeşi eklendi mi, işte o zaman çığırından çıkar İstanbullu…
Trafik kilit ise kornaya basmak ister uzunca, işte stres altında iken de avazı çıktığı kadar bağırmak ister içindeki tüm yükü boşaltırcasına…
Ama bu ikisinin mümkün atının olmayacağını da çok iyi bilir İstanbullu…Ne de olsa yalnız değildir bu kos koca şehirde…Milyonlarca eşi vardır kendi gibi, o yüzden artık kabullenmiştir..Zaten kaçsa nereye gidecek bu güzelim şehri bırakıp…Gidişi ile mi boşalacak İstanbul !!!
Bir pazarı vardır ve tüm hafta yalvarırcasına güzel bir hava olması için bekler Pazartesinden Cumartesine…
Pazar sabahı bir umutla gözlerini açar ve pencereden dışarı bakar hafif perdeyi aralayarak ama büyük bir umutla. Görürse güneşi bilir ki günü güzel geçecek, karanlık bir hava ise, tekrar yatağa dönecek, iç geçirerek maalesef uyumaya devam…
Hava güzel, güneş tam tepede, günlerden Pazar, boğaz akıyor, sabahın saat: 08.00 ve gün daha yeni ağarmış…Daha ne ister İstanbullu..
Boğaz’ın tam ortasındadır Beylerbeyi, çay, kahve için bulunmaz bir keyiftir Beylerbeyi Köy Kahvesi …
Yıllara meydan okurcasına küçücük mekânında misafirlerine güzel bir Pazar geçirmek için hunharca emek harcar çalışanları…
Küçücük ocaklarında demledikleri tadına doyum olmaz çayları, cezveleri yetişmeyen kahveleri bir de güzelce servis edilen menemenleri ile Boğaz’a karşı bir iki sohbet ile yıllanmış şarap gibi değerli, yarım asırı devirmiş bir çınar gibi dimdik…
Hemen arka tarafındaki yazlık sinema, yıllar içerisinde kaybolmuş ama eskilerden konu açılınca iç geçirerek anlatıyor mekanın sahibi o zamanları…
O arada sandalyeler bir doluyor bir boşalıyor..Yaşlı amcalar, teyzeler bir ellerinde çayları,kahveleri usulca yudumluyor, diğer ellerinde de sigara dumanını keyifle içlerine çekiyorlar, sohbet eskilerden, günümüzden ‘’ey gidi günler’’ ile başlar paragraf…
Anadolu geleneği, Köy Kahvesi’nde hala devam ediyor.Ne de olsa İstanbullu öz değil, Anadolu’dan kopmuş gelmiş, iş aş uğruna…Haftanın sadece 1 – 2 saatini burada geçirerek tadına doyuyor, özlemlerini gideriyor içten içe…
Adı bile samimi, Köy Kahvesi…
Bir yandan Boğaz el sallıyor, kuşlar kanat çırparak yükseliyor, iskeleye yanaşan vapur peşinde uçuyor da uçuyor bir iki lokma kaparım ümidiyle…
Tek katlı binası belki 100 bilemedin 200 yıllık, Savaşlara şahitlik etmiş ama iyi de restore edilmiş ve 50 yıllık mekanında hala servise son hız devam…
İç mekanı, insanı özel ve öznel hissedercesine, dış mekanı da keyifli sohbet için birebir..
Dur durak bilemeyen şehre en güzel şahitlik edilebilinecek bir yer Köy Kahvesi…
İster Boğaz’dan geçen arabaları, ister gemileri vapurları tek tek, ister karşı yakada Pazar yürüyüşü yapan insanları say bir iki üç…
Kitabını oku, okunmaya hazır gazetelerin sayfalarını çevir, sıcak bir mekanda iç ortamın serinliği ayrı bir hava katsın o günkü ruh haline.Ne de olsa taş bina..Yazın serin kışın sıcak…Kutu gibi içini aydınlatırcasına bir tarafı açık, güven duygusu yüklü…
Bir pazarını da İstanbullu gibi Köy Kahvesi’nde keyifle geçirmen dileğiyle…

””””””””””””””””””””””””

Alıntı : www.varliksezgin.wordpress.com

Keşfe devam,
Varlik Sezgin

Bir Cevap Yazın