Sabırtaşı Restaurant ve İçli Köfte

Sabırtaşı Restaurant ve İçli Köfte

İstiklal Caddesi, bilmeyen yoktur İstanbul’da… Çoğumuzun çokça uğrak yeridir…
Beyoğlu’nda yürümenin keyfi, sağlı sollu dükkanlar, kulaklara gelen kimi zaman keman kimi zaman flüt melodileri, Tramvay sesleri süsler çoğu zaman kaldırımları ve tabii ki de özgürlüğe açılan bir nevi kapı…
Hadi biraz kafa dağıtalım ile başlar hikâyeler Taksim’de çokça…
Canın sıkılırsa gidersin tiyatroya, sinemaya; Bir iki müzik dinlemek için sağlı sollu mekânlar yığınla…
Kimilerinin de ekmek kapısıdır Taksim… Tabii kimilerinin haberi olmadan belki teğet geçilir belki bir iki bir şey alınır ardına bakılmadan umarsızca…
Küçük tezgâhlarda bağırılır ‘’simit’’ , ‘’piyango’’, kahve vs. Normaldir ne de olsa Beyoğlu’dur, günde milyonlarca insana ev sahipliği yapar her gün yeniden doğarcasına…

Beyoğlu’na girdiğinizde Galatasaray Lisesi’ni geçer geçmez solda Yapı Kredi Bankası’nın hemen karşı tarafında küçük bir tezgâh dikkatleri çeker. Hemen arkasında da beyaz önlüğü, şakaklarına ak düşmüş Mustafa abi ile…
İşte bu küçük tezgâhtı bizlere tanıtacak bu hafta sonu Maraş Mutfağını ve kocaman dünyasını…
Sabırtaşı Restaurant, tezgahın hemen arkasındaki binanın 5. katı.Malum eski bina, asansörü yok ama her adımda gizeme doğru giden yol misali..Kimimize göre 5 kat çıkmak 5 yıl gibi gelse de ara katlarda dinlenme tesisleri olarak konulmuş olan koltuklar biraz olsun soluklanmamızı sağlamış hele hele varınca pencereden görünen manzara ile tüm yorgunluğumuzu tamamen unutturmuştu…
Kapıda karşıladı bizi Mustafa abi… Mekânın 2. kuşak sahibi…
İçeri girdiğimizde sağlı sollu gazete haberleri ve Ali Bey’in asla üzerinden çıkarmadığı beyaz önlüklü fotoğrafları dikkatimizi çekti. Merakımızı gidermek adına ufak bir tura çıktık Mustafa abi ile mekân içerisinde. İşte o an bir tarihe şahitlik ediyorduk ki her adımda daha da büyüyordu gizem.
Geçen sene Mayıs ayında rahmetli olmuş Ali Topçuoğlu, yıllarca en tanına gıda tüccarı Maraş’ta..88 yılında yaşadığı talihsizlik sonucu iflas edip,her Anadolulu gibi umudu İstanbul’da bulurum diyerek düşmüş yollara kolunda hayat arkadaşı Fatma hanımla…
Her yerde, oturaklılığı dürüstlüğü, beyefendiliği ile örnek bir vatandaşmış Ali bey. Hangi şartlarda olursa olsun hiç çıkarmazmış kravatını, ceketini… Asla ve asla taramamazlık yapmazmış saçını, tam Anadolu beyefendisi…
Ne de olsa iflas edilmiş artık, kötü günler boy göstermiş, 6 çocuk da bekliyor Maraş’ta. Hangi akrabasına gittiyse de umduğunu bulamamış cebinde beş kuruşu bile yokken. Tam 3 ay geçmiş bu şekilde belki bir umut çıkar diye… Malum İstanbul burası adeta kurtlar kapanı…
Son ümidini yitirdim derken, yıllarca aynı yastığa baş koyduğu Fatma hanım imdadına yetişmiş Ali Bey’in..3 ay boyunca kaldıkları otelin küçücük tek göz odasında karar vermişler içli köfte yapıp çarkı döndürmeye…Yine dişi kuş yapmış yuvayı, erkeğinin en çaresiz kaldığı zamanda ona destek olarak…
Tam bir yıl boyunca ufacık tezgâhı ile içli köfte satarak para kazanmış borçlarını bir an önce ödemek uğruna…
Tefecilerden borç alarak tüm borçlarını kapatmış Maraş’ta. Asla laf ettirmemek için peşi sıra, gururluymuş Ali bey, borcu kapatmış olsa da asıl sıkıntı belki ondan sonra başlamış, dürüst ve gururlu olduğu kadar da temiz bir Anadolu beyefendisi…
Tüm çocuklarını da yanına alarak tek bir güç olmuşlar Fatma Hanım ile. Gel zaman git zaman durumu düzeltmeye çalışsa da sıkıntı hiçbir zaman peşini bırakmamış Ali Bey’in. Ama ne şanslı ki Fatma Hanım ve oğulları daimi yanında hep destek tam destek…
En vefalı oğlu Mustafa abi, babasına ait beyaz önlüğü ve kravatı ile hikâyenin her cümlesini anlatırken şaşkınlığımız kat be kat artmıştı iyiden iyiye…
Açlığımız yemekten öte hale gelmişti her şaşkınlık verici olay sonrası..Tabii yıllara meydan okunan bu derin hikayeyi 1 2 saate sıkıştırmak olmazdı nihayetinde…
O ara Fatma Hanım’ın mutfağına girdik. Hummalı bir çalışma dikkatimizden kaçmadı. Önceden hazırlanmış içli köftelerin ocağa koyulup pişirilmesi ve salataların hazırlanması…
Çalışanların hepsi Topçuoğlu ailesinin bir ferdi. Ya dayı teyze hala, ya da yeğen kuzen.
Son bir seneye kadar her türlü Maraş yöresine ait yemekleri güle oynaya sunarken son bir senedir hafif buruk şekilde belki de, evin direği olmadan..Ama kapı gibi teslim almış bayrağı Mustafa abi, son hız taşımaya devam ediyor dimdik, gururla…
Masamıza geçerken hikâyenin etkisi yüzlere yansımıştı adeta. Her an her şeyin olabileceğini en güzel göstergesiydi bu derin hikâye…
O derin anlam bütünlüğü ve bir ailenin kurtuluş hikâyesinde kurtarıcı melek işte o içli Köfte…
Bulguru tabiî ki de Maraş’tan geliyor… O eşsiz tadını içine konan ince kıyılmış kıyma ile taçlandırıyor ve güzelce servis ediliyor… Anlaşılıyor da ayrıca tadından, ne emekle üretildiği ve servis edildiği… Alın teri besbelli…
Peşine Sömelek köfte ,hala bulgur tatmaya devam edeceğimizin göstergesi gibi…İçli köfte yapımı sırasında arta kalan bulgurlardan üretiliyor…Ne de olsa tasarruflu Maraş halkı..Neyi nasıl nerde kullanacağını bilir..Savurganlık asla olmaz…Öle ya Kahramanlık destanları ile ünlü…
Ortaya servis edilen kuru dolmayı ise tatmadan dönmeyin derim… Üzüm yaprağından yapılmış sarma yemek sırasında adeta yemeğin hızlıca tüketilmesine ön ayak olacak cinsten…
Hele Mantısı yok mu mantısı… Sabriye abla’nın hazırladığı tadına doyulmaz mantıya gerçekten diyecek bir şey yok…
Mekanın köşesinde sırtını içeriye dönmüş, bir küçük pencereden hem dışarı bakıyor hem de belki de aklına gelen şarkıları mırıldanarak içten içe mantının içini dolduruyor..Gittiğinizde mutlaka dikkatinizi çekecektir Sabriye abla ve köşesi…
Elleri hafif unlu ve gözlüğü ile dikkatle hazırlıyor mantısını misafirlerine…
Tabii mantı öncesi yenmesi gerekir Eşkilaye sulusunun… İlk görüşte çorba belki de sulu köfteyi andırıyor. Ama her ikisini de içeriyor Eşkilaye…
Özel olarak hazırlanan kıyma ufak köfteler haline getirilerek, içerisine nohut ve suyu ile karıştırılarak sıcak şekilde servis ediliyor… Lezzetine diyecek yok… Mutlaka tatmanızı öneririm…
Peşine servis edilen çaylar ile karınlardaki açlık hissi bir güzel bastırılmış oldu bu güzel yemek ve keşfimizde…
Bu hafta, aslında yemekten öte bir ailenin asla unutulmayacak hayat hikayesine şahitlik ettik. Kâh güldük kâh ağladık…
Ama biliyoruz ki acılar Topçuoğlu ailesi için geride kaldı, mazide bir yara belki unutulmayacak ama asla bir daha yaşanmamak üzere…
Biliyoruz ki, insanları hayata bağlayan en önemli kriterlerdendir umut. Bu umudu hiç kaybetmemiş ve insan sevgisini ve insana verilen değeri hiç yitirmemiş Ali Topçuoğlu, çoğu umutsuz kişilere örnek olması gereken bir hikâyenin başrolünü üstlenmiş kendi Hayat filminde…
Erken göç etmiş belki de yapacak o kadar çok şeyi varken ve de planlamışken…
İşte bir başarı hikâyesi bu…
Mustafa abi ve değerli ailesi ile sanki yıllardır tanışıyormuş gibi vedalaşıp tekrar gelme sözü vererek mekandan ayrıldık..
Alt kata indiğimizde ise yukarıda bıraktığımız gerçek yaşam öyküsü oyuncularını asla unutmayacağımızı bir kez daha anladık…
Kapıdan dışarı çıktığımızda bizi o küçük tezgâh karşıladı yine… Kocaman aileyi bir arada tutmayı başaran o küçücük tezgâh…
İsminde taşıdığı gizemle, Sabırtaşı Restaurant da artık ‘’Sonradan Gurmeler’’ keşiflerinin bir noktası oldu… Sanki yüzü daha bir gülüyordu bize… Logomuzu yapıştırarak, her insanoğlu gibi İstiklal Caddesi’nin o kalabalığında geride bırakarak bilinmeyene doğru yol almaya devam edecek şekilde vedalaştık…
Sevgiyle,

Keşfe devam,

Varlık Sezgin

Sabırtaşı Restaurant ve İçli Köfte” hakkında 2 yorum var

  1. SABIRTAŞI dedi ki:

    SABIRTAŞI ailesini bu kadar güzel ve içten yansıttığınız için ellerinize,yüreğinize sağlık diyorum.Teşekkürler SONRADAN GURMELER ekibi :))) …

  2. şeno9l AY dedi ki:

    merhaba size ve sizin gibilere hayranım biz zor geçinen bir aileyimz eşim içli köfteyi güzel yapar yanlız bu işten nasıl para kazanıp geçim sıkıntımızı atlatabiliriz bilmiyorum bize fikir verirseniz çok seviniriz saygılarımla ( şenol AY / 0535 325 77 67 )

Bir Cevap Yazın