Sandal Balık Evi-Yeniköy

Sandal Balık Evi-Yeniköy

Havaların kötü gittiği Haziran ayında ne şanslıydık ki o gün güzel bir cumartesi sabahına gözümüzü açtık..Hava berrak mı berrak, deniz mavisi edasıyla güneşin sıcaklığını hissedercesine yeni bir keşfe doğru yola koyulduk …
Martılar gökyüzünde, kulakların pasını alırcasına vapurlar bir oradan bir buraya…
Deniz de derinden süzülürcesine aksine kuzeyden güneye…
Tam mevsimi balığın belki de. Tavalardan da eksilmez tekir, mezgit, lüfer, çinakop, istavrit. Çıtır çıtır ya buğulama ya da mısır unu ile birliktelik ayrı bir lezzet ayrı bir keyif…
Boğazın bu güzelliğinde, balığın yenilebilecek en güzel yerlerinden birindeydik o gün hep birlikte…
Aşiyan sonrası Balta limanı peşine gelir Yeniköy’de Sandal sefası…
Efendim, bu keyfi yaşamak adına Yeniköy’de Sandal Balık Evi ile tanıştırdı bu hafta Aslı arkadaşımız tüm Sonradan Gurmeleri…
Karadenizliyiz ya, biliriz dedik, bundan önce çokça da yemişizdir herhalde dediğimiz balığın o gün çok farklı servis edilip sunulacağını hiç tahmin etmezdim aslında…
Ne de olsa balık konusunda her şeye hazır olmalıymışız ki onu da sonradan anladım bu arada…
Karadenizli bir Sonradan Gurme, hoş geldik SANDAL BALIK EVİ’ne
Burak, Rizeli. Bundan 5 sene öncesinde Yeniköy sakinlerine köfte sunuyormuş. Güler yüzü ve samimiyeti ve tabii ki de esnaflığı ile sevgisini toplamış tüm Yeniköylülerin…
Ama ne iyi etmiş ki köfteden balığa terfi etmiş…
2000’li yılların başında, o küçük dükkânının hemen civarında ufak sandallarda balık satışına yasak gelince, yoğun baskı ve ısrara dayanamayarak, Yeniköylülere balık servisi yapmaya başlamış mekânında. Hala da büyük bir iştahla ve keyifle işine dört elle sarılan kâh patron kâh garson…
Mekânın dekoru da Karadenizliler için uzağı yakın eder cinsten… Her ne kadar sanatçı misafirlerinin resimleri süslese de ahşap duvarları, asma rafını, turşu kavurmalarını zeytinyağlarını v tabiî ki balık ve figürlerini de eksiltmemiş süs unsuru olarak…
Her ne kadar dışarısı İstanbul olsa da içerideki hava Rize, Giresun, Trabzon, Samsun…
Dışarıdaki ufak bahçesinde güzelce yerimizi aldıktan sonra, tek tek masamıza gelen sanat eserleri ile acıktığımız daha bir anladık.
Balığın bu kadar çeşidinin sunulduğu mekânda öncelikle balık çorbalarımız ile keşfe başladık. Sebzeler ile bezenmiş süslenmiş patates ile kıvam kazandırılmış olan çorbada lüferin ana unsur oluşu ayır bir lezzet katmıştı hem göze hem mideye…
Peşine masamıza gelen balık güveci, mantısı ve köftesi olunca denememek olmaz haliyle bu yeni lezzetleri…
Kıvamı, tuzu, biberi dört dörtlük dercesine muazzam…
Lüfer kullanıyorlarmış tüm balıklı menülerde… Dört mevsim balığı ne de olsa… Lüfer tatlısı da yeseydik hiç şaşmazdık herhalde o ara…
Kimimizin çinakop kimimizin iskorpit tercihleri sonrası masamız daha bir renklenmiş daha bir donatılmış oldu…
Çinakop’un tadına diyecek yok. İskorpit de öle. Ancak biraz yağının bol katılmış olması hafif bir buğram uyandırmadı da değil hani…Ama güveç görünümü gerçekten müthiş
Nitekim balık mantısının servis edilişi, balık köftesinin lezzeti ve tabii ki turşular bir olunca hiçbir şekilde olumsuz düşünce oluşmaz akıllarda ne de olsa yenilen çeşitler ilk defa…
Usta ellerle tanışmayı da unutmadık, soluğu almak için doğruca yöneldik mutfağa…
Küçük küçücük alanda tam dört kişi… Harıl harıl çalışıyorlar bir fiil yemekleri yetiştirmek için masalara… İyi bir koordinasyon sağlamış Burak, üretimin önceliğini ve kalitesini unutmamış da ayrıca…
Kimisine göre basit bir yemek tarifi olsa da balık köftesi, mantısı, çorbası, bizler için gerçekten bir keşif niteliğindeydi vesselam…
Mutlaka mevsimine göre balığınızı yiyin. Fakat lüfer çorbasını eksik etmeyin eh o kadar üzerinde durduk tabii ki de lüfer mantısını ve köftesini de tatmadan gitmeyin deriz bu şirin mekândan…
Kerem ve Eren’in deklanşörleri gerçekten çok güçlü… Tüm gün boyunca keşfe dair çekilen fotoğraflar ve sizlere sunulan bu kareler, insana biraz olsun açlık hissi uyandırıyor yemek sonrası da ama bizzat gidilip yenmesi, tadılması, keşfedilmesi gereken bir mekân naçizane olsa da sonradan…
Peşine, tabii ki de çay kahve faslı, eksilmez asla bir kahve sonrası fal molası…

Yemeklerin yenmesi ve güzel intibahlar uyandıran bu keşfimizi, mekân sahibi ve güzide çalışanları ile yapılan hoş sohbetle güneşin batışına kadar sürdürdük…
Bir daha gelme sözü vererek, logomuzun da uygun bir yere yapıştırılması ile geçirilen güzel günün verdiği mutlulukla mekândan ayrıldık…

Sevgiler,
Keşfe devam,

Varlık Sezgin

Sandal Balık Evi-Yeniköy” hakkında 3 yorum var

  1. Mikail dedi ki:

    Fiyatlar ne alemde peki? Yazınız gayet hoş olmuş ancak fiyatlardan örnek vermemişsiniz.

  2. Varlik Sezgin dedi ki:

    Merhaba,
    Fiyatlar cok faiş değil…Esasında ne yiyeceğinize de baglı bir bakıma…
    Kişi başı 25 liraya balık biraz meze ve salata yeme şansınız var…
    Sıcak bir mekan…
    Afiyet olsun simdiden…

    Varlik

  3. tuna dedi ki:

    ah birde salatalarından kum çıkmasa ne iyi olacak:)

Bir Cevap Yazın