Kale Restaurant – Rumeli Hisarı

Kale Restaurant – Rumeli Hisarı

11 ayın sultanı Ramazan… Hele de İstanbul’da iseniz ayrı bir anlamlı ayrı bir edalı…
Tüm gün koca şehrin keşmekeşinden sonra alelacele evin yolunu tutmaya çalışan sakinleri, masanın dört bir yanına kurulup ezan sesini bekleyenleri, bir an önce önündeki lokmaları yemek için sabırsızlananları, boğazın eşsiz manzarasına karşı iftar vakti sadece çatal kaşık bıçak sesleri duyacak olan vapurun kaptanı da uzaktan da olsa eşlik eder dümeni çevirerek Kadıköy Beşiktaş hattında son üç beş dakika kala…
Ve aniden gelen top sesi sonrası belirir minare ışıkları, önce içilir suyu yenir burmaları ve mideye giden ilk lokma ile doygunluk hissiyatı…
Kadıköy’ü, Üsküdar’ı, Beşiktaş’ı ve tabii ki de Beyazıt’ı… Yemek sonrası hareketlenir sokakları bereketlenir mekânları… Gösteriler eğlenceler de cabası, çeker enerjisi olanları…

Farkına varmadan saniyeler, dakikalar, saatler birbirini kovalarken çat kapı gelmiştir Sahur vakti koca İstanbul’da…
Çok mekân vardır ama sanırım en unutulmaz olanı tabiî ki de Boğaz’a nazır olanıdır. Deniz’e sıfır meltemi hissederek elinde çay hafif demli şekilde diyerek bu hafta sonu Sonradan Gurmeler ile Kale Restaurant’ta keşfe ‘’merhaba’’ dedik…
Rumeli Hisar’ının hemen yanında küçük şirin bir yer Kale… Her ne kadar yol olsa da yanında penceresinden bakarsınız Boğaz ‘ın seline…
Gece 02.30’da yollara koyulup tam tekmil mekanda soluğu alan Sonradan Gurmeler olarak peydel pey masamıza gelen kahvaltılıklar ile sahur sonrası oruca hazırlanma vakti gelmişti artık…
Peynir çeşitleri,soslu siyah yeşil zeytini, tereyağında hellim peyniri, üzerine kekik pul biber Cunda Adası’ndan getirtilen sızma zeytinyağı gezdirilmiş söğüşü, isteğe göre menemen, yumurta çeşitleri, omlet, tereyağında pastırma veya sucuk, bal kaymağı ve tabiî ki de mideyi tüm gün tıkayacak olan paçangası ile tam bir kahvaltı ustası…
Yıllar önce mekanı açmış Celal abi.Rizelidir kendisi …78 yılında İstanbul’a gelmiş.Almış pılısını pırtısını…Önceleri bir iki iş almış, tutturmuş tutturmasına ama 82 yılında da Kale Cafe’yi açmış…
Rumeli Hisarı’na yakın olduğundan adı Kale…ee kale gibi de sapasağlam…
Öncelikle güler yüz ,kaliteli hizmet ve tabiî ki de hoş sohbet felsefesi ile yolumuza devam ediyoruz diyor Celal abi, gecenin bir vakti konukları ağırlamanın verdiği hafif yorgunluk ve kan çanağı olmuş gözleri ile…
Sonrasında tek tek merakı gidermek adına cevaplıyor 30 kişilik Sonradan Gurmelerin capcanlı heyecanlı gözlerinin içine bakarak…Ne mutluluk belki de o saatte bu kadar canlı ve içten insanları ağırlamak…
Kimimiz sohbete devam ederken mekanda, kimimiz çayları ile Boğaz’ın kenarında… Saat gecenin 04.00’ü ve hala capcanlı hala enerjik hala içten ve de esnemeden…
Sokaklar bomboş, yollar tenha mı tenha, sadece ayak sesleri bürümüş ortamı ve mekandaki son sesler kaşık çatal bıçak ile…
Ve yine son üç beş dakika bitimine sahurun… Tiryakilerin ellerinde sigaranın son nefesi alınırken ciğere, kimileri de o sıcakta son su yudumlarını içmenin peşinde…
Ezanın sesini duymadan önce…
İstanbul’da Boğaz’a nazır bir günün doğumuna şahitlik eden Sonradan Gurmeler, güzel intibalar ve unutulmaz anılarla mekândan tekrar gelme sözü vererek ayrıldık…
Celal abi ve harı harıl harıl çalışan ekibine tekrar teşekkürler…

Merhaba yeni gün ,

Keşfe devam,
Varlık Sezgin

Kale Restaurant – Rumeli Hisarı” hakkında 1 yorum var

  1. Erkan dedi ki:

    Wayy bee tum olay Bu Demekk Tesekkurler

Bir Cevap Yazın