Özkonak Muhallebicisi – Cihangir

Özkonak Muhallebicisi – Cihangir

Vitrini muhallebici, içerisi esnaf lokantası, kaldırım önü yemyeşil asma yapraklarıyla örülü 48 yılını devirmiş, son zamanların hayli popüler semti Cihangir’de bir çınar, Özkonak Muhallebicisindeyiz.

Tam mevsiminde buradayız. Öğle üzeri bastıran, hani bardaktan değil kovadan boşalırcasına diyebileceğimiz yağmurun artık etkisini kaybedip çiselediği, bitmeye yüz tuttuğu anda ulaşıyoruz Taksim ‘e. Oradan Kanuni ve Hürrem in oğlu, dünyayı fetheden anlamıyla Cihangir’deyiz.

İstanbul’un en merkezi, en keşmekeş yerlerine hem bu kadar yakın, hem bu kadar sessiz (öğle saati olduğundan olsa gerek, geceleriniz de biliyoruz J) sakin, kendi halinde… Kimine göre sanatı kendi için yaşayan, kimine göre ‘lümpen’ sakinleriyle, Penguen ‘e göre “kedin, kitabın ve sevgilin varsa” sakini olduğun semt Cihangir.

Özkonak Muhallebicisi Cihangir ‘in çok kolay ulaşılabilen Sıraselviler Caddesine komşu… Yeri 1962 den beri hiç değişmemiş. Şube açmayı bir kere denemişler ama duramamışlar başında, kapanmış. Adını kurucusu, büyük baba Ahmet Tak ‘ın memleketi Nevşehirin bir beldesinden alıyor. Önce manavlıkla başlayan İstanbul yılları 1962 de Özkonak Muhallebicisiyle, 1987 den bu güne de Lokanta ve Muhallebicilikle devam ediyor. Bizi Ahmet Amcanın oğlu Hamdi Tak güzel sohbeti ile misafir ediyor bu sıcak yerde, diğer oğlu da işlerin başında.

Özkonak’da da diğer esnaf lokantalarında olduğu gibi koşulsuz müşteri memnuniyeti ön planda. Bol kepçe bütün yemekleriniz diyoruz, hani maliyetler diye ekliyoruz. Gelen cevap hiç de şaşırtıcı değil Hamdi Bey den; biz böyle alıştırdık, üçün beşin hesabını yapmayız diyor.

Sabah 7 gibi açılan lokanta önce çorba ve kahvaltı mekanı oluyor. Tavuk suyuna çorba favorim oldu, bir de mercimek çorba seçeneği var. Kahvaltı için ise gittiğimiz saat uygun değildi. Şimdilerde değil ama eskiden kahvaltıda olmazsa olmaz uğrak yeriymiş burası. Şimdi ise çevre kahvaltı yerlerini, pastaneleri tercih ediyorlar diyor Hamdi Bey… Kahvaltıda süt (kendi mandıralarından !), manda kaymağı, çeşit çeşit ev yapımı reçeller, yumurta, peynir – zeytin varmış. Kahvaltının hemen ardından yemek servisi başlıyor ve akşam 10’a kadar açık.

Her gün 20 çeşide kadar yemek çıkıyormuş. Karnıyarık, kuru köfte, kabak dolması, pilavlar, Patates – köfte, kurufasulye, tavuk – et sote, Pazar günü olmasına rağmen yetişebildiğimiz ve tadabildiğimiz yemekler… Kayseri’den getirdikleri mantıyı güzel bir sosla tatlandırıp, tercihen sarımsaklı yoğurt, nane – sumakla servis ettiler. Bütün lezzetlerden tatma adına patlaştık bir tabak mantıyı… Bir tabak daha olsa Hayır diyen olabilir miydi diye düşündüm sonra, hiç tereddütsüz cevabı geldi; geri çevrilmez, sanmam J

Yemeklerde kullandıkları sebzeler, etler, yağlar için ne kadar özendiklerini anlatıyor Hamdi Bey…. Günlük herşey. Çevre manavdan, kasap dan sebzeler, etler geliyor.. Gündüz saatlerinde genelde çevre esnaf ve çalışanları müdavimleri.

Bir de unutmadan yoğurdu çok özel. Sütlü tatlı ve yoğurtta kendi mandıra ve manda sütlerini kullanıyorlar. O yüzden lezzeti bir kat daha artıyor, bizi kendine çağırıyor..

Tatlıları sipariş ediyoruz…. Masamıza Tavuk Göğsü, Kazandibi, Sütlaç ve Su Muhallebisi geliyor… Geliyor diyorum ama o nasıl porsiyonlar öyle ! mahalle doyar J Hani bol kepçe lokantası demiştik ya, tatlıların tabaklara paylaşımında ise daha bir cömert gibiler… Kıvamı yerinde, tadı, lezzeti damakta uzun süre iz bırakan cinsten. Hele o üstüne bolca gülsuyu ve pudra şekeri konmuş su muhallebisi yok mu, enfes. Bir de biz tadamadık ama Özkonak Muhallebicisinin meşhur ekmek kadayıfı üstüne manda kaymağı varmış. Artık onu da başka bir zaman tadarız, şimdi çatlarız J

Tatlı, tencere yemek ustaları 30 yıllık, servis keza 40 yıllık….. Ne ömürler barındırmış içinde Özkonak değil mi? Umarız böyle de, bayrak devralınarak devam eder…

Eski Türk filmlerinden aniden çıkıp gelmiş hissi uyandıran, İstanbul silüetine bakan birbirine sıkıca yaslanmış yüksek apartmanların ardından süzülen, manzarının çoşkusunu anlatmaya kelimeler mi yeter…. Enfes boğaz ve deniz manzarasını içimize çektiğimiz, biraz haylaz, biraz melankolik takıldığımız, bir yanımıza Firuzağa bir yanımıza Cihangir Camii mimarisini aldığımız, altımızda Tophane, İtalyan yokuşuyla Kazancı yokuşu arasında kaldığımız, Susam sokağıyla, Fransız mahalle kahvesi tadındaki mekanlarıyla, sokakları istemiyor gibi görünse de yağmurun kendisine çok yakıştığını düşündüğümüz semtteyiz, Cihangir’deyiz…..

Yokuşları pek fena J ama bu semt özlenir mi? Bence özlenir.

Afiyetler olsun,

“Gece oldu mu Camisinin minaresine martı haccı oluverir,
Martılar belki en çok Cihangir ‘de havada asılı duruverir”

Keşfe devam

Gökhan Güler

Adres: Akarsu Caddesi 46/B  Cihangir

Tel: 0 212 249 13 07

Özkonak Muhallebicisi – Cihangir” hakkında 1 yorum var

  1. sercan dedi ki:

    Ben bugun gittim hic lezzetli degildi yemekleri, tavsiye etmem gitmeyin

Bir Cevap Yazın