Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı – Beylerbeyi

Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı – Beylerbeyi

Balık ve Türkler
Tarih bize atalarımızın içinden geçtiği tüm medeniyet havzalarından kültür alışverişinde bulunduğunu ve aldıklarını da yeni temas kurduğu kültür coğrafyalarıyla paylaştığını anlatmaktadır: Hintlilere mantıyı öğretmiş, baharatlı sos yapımını almış; bunu Araplardan öğrendiği et yemekleriyle birleştirmiş, onlardan kahve yapımını öğrenmiş; sonra bunu II. Viyana kuşatmasında Viyanalılara daha sonra da 1669’da XIV.Lois’ye gönderilen elçi aracılığıyla Parislilere taşımıştır. Günümüzde de Türklerin bu eğilimi Avrupa’da açtıkları döner kebap restoranlarıyla devam etmektedir.
Balığa gelince, çekik gözlü atalarımız tarihin pek çok noktasında su ile temas ettiyse onun hayatımıza (çıkmamak üzere) girmesi için üç bileşene daha ihtiyacı vardı: Boğaz, anason kokusu ve Türk Sanat Müziği. Bu dörtlü bir araya gelip bir kurum kültürü oluşturana kadar Türklerle balık arasında bir mesafe olmuştur.
Murat Belge’nin Tarih Boyunca Yemek Kültürü isimli kitabında atalarımızın denizle ve denizin içindeki mahlûklarla tanışmasını ilginç bir anekdotla aktarmaktadır: Kanunî zamanında İstanbul’a gelen Avusturya elçisi padişahın Amasya’da olduğunu öğrenince yola koyulur. Yeşilırmak boyunca yol alırken suda iri balıklar görür. Oralı bir köylüye tercümanı aracılığıyla bu balıkları nasıl tutuklarını sorar. Aldığı cevap o sıralarda yeni yeni yerleşik hayata alışmaya çalışan Türkün ilginç bakış açısını yansıtmaktadır: “O hayvanlar tutulmaz, çünkü yanına yaklaşınca kaçıyorlar”. “Pardon!”.
Aslında, balığın kültürümüzün bir parçası olması milyonlarca göçmen balığın ortasından yüzüp geçtiği İstanbul ile başlar. Ve Boğaz kesinlikle balığın ve balık severlerin cazibe merkezidir.
Beylerbeyi
Doğunun Batıyla ve Kuzeyin Güneyle buluştuğu yerde;
Erguvanın mavi ile kaynaştığı ayda;
Balığın damak ile seviştiği,
Boğaz’ın inci semtlerinden Beylerbeyi’ndeyiz.
Arka planda 18. yy. Osmanlı barok yapılarından Hamid-i Evvel Camii göz zevkimizi okşarken şehnaz makamında “Beylerbeyi’nin kızları allı giyerler” fon müziği olup kulaklarımızı dinlendiriyor.
Her bahâr leylaklarıylan bûseder Beylerbeyi
Lâlezâr revnaklarıylan akseder Beylerbeyi
Her ne kadar Murat Tegin’in Beylerbeyi Şarkısı’nda bahsettiği lale mevsimi geçmiş olsa da Levrek mevsimini kaçırmak istemeyen SG’lerle Eylülün üçüncü cumartesi Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı’nda buluştuk.

Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı
Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı beklentisi yüksek olanlar için üç şey vaat ediyor: Huzur, mutluluk ve balık.
Daha ziyade bir balıkçı kahvesini andıran bu mistik mekânın hikâyesini 1963’de Konya Meram’dan göç edip eşiyle birlikte iş hayatına atılan Mediha hanımdan dinliyoruz:
Bugün Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı olan mekân aslında I.Abdülhamid’in annesi için yaptırdığı Beylerbeyi camisinin dizlerinin dibindeki çay bahçesidir. Camiyi her ziyaretinde Sultan, Boğazın huzur dolu atmosferinde bulunan bu çay bahçesinde çayını, kahvesini yudumlamayı ihmal etmezmiş. Günümüzde sultanın bu âdetini bazı torunları sürdürüyormuş. Yanı başında bir adet tarihi çeşmenin de bulunduğu bu çay bahçesini Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden 1982 yılında kiralayan Mediha Hanım ve eşi o tarihten beri işletmekteler. 1987’ye kadar çay bahçesi olarak faaliyet gösteren mekân bu tarihte müşterilerden gelen yoğun balık talebiyle karşılaşır.
Ekonomi bilimi bize “her talebin kendi arzını yarattığını” söyler: O zamanlar salaş balık restoranlarının bulunduğu Beylerbeyi’nin en güzel manzarasına sahip 200 yıllık çay bahçesi, müşterilerinin balık talebini karşılamak için Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı oluverir.
Kışın daha kısıtlı bir müşteri kitlesini ağırlayabilen mekân sıcak aylarda 6 personeliyle 100 kişiye hizmet vermektedir. İbadethane yakınında olduğu için alkollü içki servisinin yapılmadığı Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı akşam 23:00’a kadar tatbilir müşterilerine deniz mahsulleri çeşitleri sunmaktadır. Ayrıca, pek çok balıkçıda bulunabilen meze çeşitlerinin bir kısmı burada servis edilmektedir. Bunun önemli bir sebebi restoranın özellikle balığa odaklanmış olmasıdır. Bir de balıktan sonra damağınızı şımartmak için fırında helva istemeyi unutmayın.
Bu arada “Metropol insanıyım” diyorsanız size kötü bir haberim var: Kader sizi sürükleyip getirmiyorsa Beylerbeyi balıkçısını, o kadar göz önünde olmasına rağmen, bulmanız güç. İnternette bir sayfasının olmadığını, telefon ve adresini sanal âlemde bulunmadığını söylersem sebebi daha iyi anlaşılır sanırım. Ancak bu erişilmezlik tarihi mekânı daha otantik kıldığını da ifade etmeliyim. Sözün özü, Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı sadece lezzetli balık yemekle kalmayıp daha fazlasını arzu edenlerin huzur ve mutluluk da bulabileceği bir yer.

Keşfe devam ,

Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı – Beylerbeyi” hakkında 2 yorum var

  1. Rürup Rente dedi ki:

    selam ben senay, gercekten super bir blog, eger facebook veya twitter varsa eklemek isterim…

  2. Varlik Sezgin dedi ki:

    Facebook ve Twitter’da mevcuttur…
    Ayrıca mail grubumuz da bulunmaktadır…
    Dilersen siteden de takip edebilirsin…

    Keşfe hoşgeldin…!!!

Bir Cevap Yazın