Balıkesir’de bir Sonradan Gurme – Et ve Höşmerim

Sadece tek bir amaç ile yol almak bir bakıma odaklanılmışlık olsa da zaman mekan veya o bilinmeyen rüzgar bir şekilde yolunu değiştirir ve bizleri de katar peşine usulca yeni limanlara doğru keşfe koyar…
Cumartesi sabahı, hayırlı bir işte rol almak ve de bu duruma şahitlik yapmak adına düştüm Balıkesir yollarına…
Güzel geçen yolculuk ve güneşin de tepeden güleç yüzü ile ‘’hoş geldin’’ dercesine 5 saatlik yolculuk ardından Bölge’nin güzide ilinde soluğu aldım…


Anadolu’nun bu iline ilk geldiğimden olsa gerek, biraz heyecan biraz merak biraz da telaş ile otele yerleşmemin ardından attım kendimi sokaklara… Şehirde yavaş adımlarla şehrin havasını suyunu hissedercesine bir oraya bir buraya gidiyor, elimde de tabiî ki makinem ile sürekli bir deklanşöre basma durumu…
Bir anda aklıma geldi, her hafta yemek keşiflerimizde eğer ana yemekse et, adresi Balıkesir’di hep… Buralarda bulunmak ve de et keşfine çıkmak olmazdı herhalde değip, et arayışına girdim odak değiştirip…
Hep aklımıza takılan soru : İstanbul’daki lokantaların çoğunda servis edilen etli yemeklerin ana parçası etler neden Balıkesir’den gelir???
Balıkesir’in en işlek caddesi Milli Kuvvetler’de yol alırken bir anda çıktı karşıma Palaz Et Market… Girip girmemekte ikilem yaşarken içerideki sıcak ve samimi hava ile o ruh halinde kendimi ‘’merhaba’’ derken buldum…
Önce klasik tanışma ritüeli ardından sohbete koyulduk Palaz Et Market’in sahibi Özgür ile…
Ailecek yıllarını bu işe vermişler… Öncesinde Doğa Et Kasap olarak Balıkesirli’lerin sofralarına et servis ederken sonraları Palaz olarak isim değiştirmiş hatta patenti alarak yaklaşık 2 yıldır leziz etlerin Batı’daki merkezi Balıkesir’de servis etmeye devam ediyorlar…
Mütevazi bir aile…İşlerinde uzman ayrıca da tam bir esnaf Özgür..Güler yüzü ile hem müşterilerini karşılıyor aynı anda da sorularıma cevap vermeyi de ihmal etmiyor bu arada…
‘’Balıkesir ,900 ‘den fazla köye sahip bir şehir..Otlakları meraları yaylaları ovaları bir de güzel havası bu iş için avantaj ‘’ diyor…
Kendi meralarında yetiştirdikleri hayvanlara özel ilgisinden bahsediyor…’’Hayvanları özellikle mısır ve şeker küspesi ile besliyoruz, arpa ve fenni yemini de eksik etmiyoruz tabii bütün gün de hayvanı ayakta tutmuyoruz ki kaslanmasın, etleri sertleşmesin diye…’’
Ve düşünün ki böyle ilgi alaka ile yetişen hayvanın eti nasıl olur? Dedim ya işinde uzmanlar ama sadece bakım ve satımında değil servis edilişinde de bir o kadar öyle…
Özgür 76 doğumlu ama 76’lık amcalarla bilgi yarıştıracak kadar da kendine güveniyor konusunda…
Anadolu insanı Özgür, misafirperver, sıcak, samimi ve tabiî ki özgür…
Öğle saati yeni geçmiş, sohbete denemelerle devam edelim dercesine, bir anda kendimi mutfaklarında buldum…Kendi imalatları olan köfteleri bir bir servis etti…Her biri ayrı bir lezzet ayrı dünya idi adeta..Ama kaşarlı köfte ve İnegöl unutulmazdı…
Dedim ya iyi bir esnaf… Geleni gideni çok..Tarım il Müdürü , Öğretmeni, Mimarı,polisi,özellikle et almak isteyenlerin uğrak yeri…
Şehrin en büyük camisi yıllarca hem Trabzon’da hem de Balıkesir’de valilik yapmış rivayete göre de Kanuni’nin kayınpederi olan Zağanos Paşa’ya ithaf en yapılan Zağanos Camii’nin imamı ile tanıştık o ara…
Yemek sonrası merakla etleri sakladıkları dolaplara doğru yöneldim… Ricamı kırmayarak alt katta bulunan etlerin olduğu o derin buzdolaplarına gittik… Gerçekten çok temiz arınık çalışma ortamı… Kutlamadan edemedim.
Kesim sonrası soğuk odalarda bir hafta kadar kalmalı et, kalmalı ki daha lezzetli olsun diyor Özgür…
Çalışanları da ailenin bir parçası sanki… Yıllardır aynı aileye hizmet vermeyi ihmal etmemişler… Aile de vefalılık örneği ile sinerjiyi bozmamış yıllardır.
Bilinmeyeni, biz de bir bilene sorarak öğrenmiş olduk bu vesile ile…
En büyük zevktir herhalde yemek sonrası hafif bir tatlı ile karın tokluğunu hissetmek… Tabii fazlasına kaçmadan ki güne aynı enerji ile devam edelim…
Bu merakımı da yine bölgenin tanınmış markası Alican’da alayım dedim…Esasında yine bilerek değil…
‘’Höşmerim’’ adı üzerinde, gerçekten hoş,yenmesi kolay ama yapımı zor olan bir tatlı…Hiç olur mu demeyin tatlının içerisinde koyun peyniri parçaları…Gayet güzel dilimlenmiş ve şeker ile harmanlanması sonrası afiyetle yeniyor…Bizzat denedim ve de çok beğendim..
Girmiş olduğum bir alışveriş merkezinde gördüm o küçük stantlarını… Pek bir alışık olduğumuz stanttan ziyade sanki ev ortamı… Mutfağı bile alenen ortada…
Can ailenin bir ferdi… Yerli o da Özgür gibi tam bir Balıkesirli… Biraz da çekingen haliyle kim bu dercesine biraz olsun haklı olarak duraklasa da bana karşı sonra başladık onla da sohbete hikâyeyi dinlemeye…
99 yılında kurmuşlar Alican’ı..Almışlar onlar da markalarını, açmışlar merkezde dükkanlarını ve tabiî ki de küçük üretim hanelerinde üretmeye koyulmuşlar sevgi ile Höşmerim tatlısını…
‘’Sadece Balıkesir’de değil, Anadolu’nun kimi yerlerine de gönderiyoruz, özellikle Özel imalat olanı ‘’diyor Can… O da reklamdan kaçınanlardan. Hiç de sorgulamıyor, memnun hayatından…
Balıkesir’den geçerken uğranacak iki yer sizlere…
Eti mutlaka tadın peşine de Höşmerim almayı da eksik etmeyin…
Aman unutmayın ki höşmerim dış ortamda 15-20 saat kadar kendini muhafaza edebiliyor… Sonrasına sakın kalmayın… Yiyemeyeceğiniz için pişman olursunuz…
Keşfe devam,
Varlık Sezgin

Balıkesir’de bir Sonradan Gurme – Et ve Höşmerim” hakkında 2 yorum var

  1. bu neya sormadan görme gibi :d

  2. özgür palaz dedi ki:

    değerli varlık sezgin kardeşim.5.10.2010 tarihinde işyerimizde senin gibi değerli bir kardeşimizi ağırlamaktan palazet market olarak çok kıvanç duyduk.palaz et olarak sonradan gurmeler ekibini balıkesirimize bekliyoruz.tatmanız gereken daha çok lezzetler var.allah yolunuzu açık etsin sağlıcakla kalın

Bir Cevap Yazın