Uğur Lokantası – Çengelköy

Uğur Lokantası – Çengelköy

Fırtınalı, soğuk, sağanak yağışlı Cuma, karamsar biraz da parçalı bulutlu cumartesi ardından geldi güneşli neşeli sıcak Pazar… Haftanın son günü, güneş tam tepede yollara koyuldu Sonradan Gurmeler…
Kimilerine göre âşıklar mekânı, kimilerine göre hafta sonu dinlenme ve güzel bir kahvaltı yapma elinde gazetelerle, kimilerine göre de geçiş yeri, yerleşik insanların değimi ile Anadolu yakasının Çengel’i…
Boğaz’a ortadan bakar, denize doğru biraz uzatırsan kafanı, görürsün her iki köprüyü, hüznü de paylaşır sevinci de, iç geçirttirir akıntısı,
Orda ufak bir mekân, sıcak samimi, kalabalıkta kimilerine göre kaybolmuşçasına dursa da, içerisi tamamen ayrı bir dünya ayrı bir hayat…Yolun hemen solunda,otobüs durağının karşı arasında…
Efendim, yeni keşfimize yelken açmak adına seçtik böyle güzel bir pazarı, açtı kapılarını içtenlikle Çengelköy’de eşsiz yöresel yemekleriyle Uğur Lokantası…
Belki çok zor bu keşfe dair notları yazıya dökmek, ne de olsa aynı yöreden geldik Aleaddinoğlu Ailesi gibi biz de düştük yollara Karadeniz’in doğusundan, yaşamak adına İstanbul’a…
87 yılında Aleaddinoğlu ailesinin reisi Temel amca ve Havva teyze yeni bir umut kapısı bulma ümidiyle bir anda İstanbul’da bulmuşlar kendilerini… Zor zamanlar o dönem… Memleketleri güzelim Tirebolu’yu bırakıp gelmek haliyle zor olmuş başlarda…
Yaşamanın kolay, yaşlanmanın da zor olduğu Karadeniz’in şirin ilçesi Tirebolu, genelde her evin tek geliridir fındığı balığı, dolu dolu olur Ağustos ayında çuvalları, sonrasında tüm kış bir dolar bir boşalır Tirebolu kahveleri, kıraathaneleri, çay ocakları…
Oğulları, Kemal ve Ertuğrul da aile ile 87 yılında yollarda bulmuş kendilerini… Haliyle çarkın dönmesi için bir şeyler yapmak lazım dedikleri anda Temel amca girmiş devreye ve 87 yılının son döneminde Karadeniz’in şirin ilçesi Tirebolu’da bizzat büyürken yediği, çocuklarını da büyütürken yedirttiği Havva hanım ile birlikte servis etmeye başlamış eşsiz yemekleri Uğur lokantası Çengelköy’de…
Çok uzun bir süre değil belki mazisi ama kendilerini sevdirmişler, bizzat belli eder yadsınamayacak kadar fazla olan müdavimleri…
Sabah 05.00’de, kahvaltı niyetine verilen mercimek, paça hatta lahana çorbası kokusu sarar dört bir yanı sonrasında yöresel yemeklerle süslü öğle yemeği hazırlıkları…
Tüm yemeklerin mimarı tabiî ki Havva teyze, fark etmez diyor ne de olsa evde de yapıp yiyor yöresel yemekleri bir güzel afiyetle…
Malzemeleri özellikle tek tek seçiyor kendi elleriyle arasta pazarlarından, kimi malzemeleri de memleketten getirtmek için üşenmeden çalışıyor…
Esasında, ailenin her ferdinin ayrı bir görevi var mekânda… İşletmeci Kemal, yemek üstadı Havva teyze, Ertuğrul ve Temel amca da kapıda gelen gidenlerle ilgilenmekle meşgul olunca günü nasıl geçtiğini bilmeden malzemelerin bitimine kadar çalışmaya devam… Çok kalmıyorlar geç saatlere kadar, ne de olsa erkenden bitiveriyor tencere tavaları o güzelim lahanaları…
Efendim, tabak tabak yemeğe doyamadığım lahana çorbası demişken kısaca hazırlanışından bahsetmek olmaz herhalde
Lahana çorbası; İnce ince doğranmış kara lahanalar, biraz mısır unu ile haşlanması sonrası zeytinyağı ile biraz üzerinde gezdirme yaptıktan sonra içerine az da mısır parçaları attınız mı demeyin keyfine…Tabii usta ellerden yemek ayrı bir keyif hele de yerken ki o kokusu dillere destan…
Sonrasında gelen diblesi, lahana sarması ve tabiî ki Doğu Karadeniz mutfağının olmazsa olmazı su böreği ayrı bir zenginlik ayrı bir güzel…
Inanın bakmak hatta düşünmek bile güzel, oralardan çok uzaklarda olsak bile…
Karadenizli, özellikle de doğusundansa hele de severse yöresel yemekleri özlerse lahanasını diblesini sironunu, su böreğini, mutlaka bir kere de olsun ziyaret etmelidir Uğur Lokantası’nı…
Yemek bitmiş, hafif yorgun ve bitap düşsek de az kalmıştı o güzelim Tirebolu çayını da içmeye…
Tirebolu çayı sadece Tirebolu’da yetişir ve nedense özellikle Tirebolululara servis edilir…2.5 yaprak olup afiyetle içilir,rengi kokusu tadı ile her yerde kendini de fark ettirir, Tirebolu haricinde bir yerlerde satışına denk gelinirse de helal olsun denir!!!
Aleaddinoğulları ailesi de Tirebolu’da bu işi üstlenenlerden…
Kemal’ler de bize bu lezzeti tattırmak adına bir bir bardaklara konan çayları servis ederken kokusu hemen burunlarda hissedildi…
Sonra ise leziz tadı ile afiyetle içildi… O eşsiz tadı evlerinde yapmak isteyenler için de dükkanın önündeki stantlarında sergileyip satmayı da ihmal etmiyor Uğur Lokantası sahipleri…
Zenginliği, bütünlüğü ve büyüleyici tadı ile her zaman damaklarda yer edecek, Anadolu mutfağında farklı bir yere sahip Karadeniz mutfağının Tirebolu damak tadını keşfetmenin mutluluğu ve bir daha gelme sözü vererek mekândan ayrıldık…
Keşfe devam,
Varlık Sezgin

Uğur Lokantası – Çengelköy” hakkında 4 yorum var

  1. Zübeyde dedi ki:

    Sevgili Varlık,
    Ben senin İstanbul’da ECzacı olduğunu sanıyordum!
    Sen harikalar yaratıyorsun Tebrikler..sevgiler

  2. Varlik Sezgin dedi ki:

    Zübeyde hocam ,

    Değerli yorumunuz için cok tesekkur ederim…:)
    Sevgi ve Saygılarımla
    V.

  3. Nilgün KARAKAŞ dedi ki:

    Yemek yemek karın doyurmaktan daha başka bir şeydir,tabii ki herkes için değil!Sizler işin farklı bir tarafından tutup,hayattan zevk almayı her gün defalarca yaptığımız ‘yemek yemek’ üzerinden gerçekleştiriyorsunuz ne hoş.Herkes hayatında yeni ve farklı şeylerin arayışı içerisinde,sizler o faklılığı bilindik tatlardaki farkına varılmamış lezzetlerde buluyorsunuz.Yemek esnasında yapılan hoşsohbetler ve sıcak ortam da cabası..Aranızda olmadan,resimlerinize bakarak,televizyondan ve gazetelerden takip ederek edindim bu izlenimleri,birebir dahil olmak çok daha güzel olsa gerek:)

  4. simten dedi ki:

    yorum yazılan mekanların adreslerini bulmakta güçlük çekiyorum örneğin çengelköy de gidilen uğur lokantasının tam adresini nerede bulurum yani sonradangurmeler.org un içinde. Mekanlar bölümünde yeralmıyor sanırım.
    sevgiler, lezzetimiz bol olsun

Bir Cevap Yazın