New York'ta 12 Sonradan Gurme!

Sonradan Gurmeler  in New York City

Tarih: 12 Kasım 2010 Cuma, Saat: 5pm-7pm, Yer: Queens/New York, Katılımcı Sayısı: 11

Katılımcı Uyruğu: Türk-Kore-Japon, Menü: Çorba, Kebap, Salata, Ayran, Pide Ekmek, Tatlı ve Çay

Anadolu’nun bağrından kopup New York’a gelmiş her Türk girişimcinin aklından geçen şey: bir dükkan açmak ve ticarete atılmak olmuş gördüğüm kadarıyla. Bu fikri hayata geçirenler ya market, ya da restoran işletmeciliğine soyunmuşlar. Başarılı olanlar kadar olmayanların da mevcut olduğunu öğrendik. Zira böyle bir kentte fırsatlar kadar zorluklar da olduğu için başarının devamlı olması sabır ve güç gerektiriyor. Sonradan Gurmeler New York olarak ilk yemeğimizi küçük bir dönerciden orta büyüklükteki bir restorana dönüşen bir işletmede yedik.


İlk durağımızın adı Mangal Kebap. Restoranda onlarca yöresel Türk yemeğinin yanında her Amerikalanın vazgeçilmezi olan pizza da bulmanız mümkün. Fakat biz Koreli ve Japon arkadaşlarımıza en sevdikleri yöresel yemeklerimizden tattırdık. Daha önce herkesin en az bir kez şiş kebap ve baklava yemiş olmasından dolayı nasıl bir tatla karşılacakları konusunda çok sürprizler yaşamadık. Adana ve şiş kebap yoğun tercih edilen kebaplar oldu. Sipariş sırasında herkes süparişini veriken Japonlardan biri Şiş Kebab’a ‘Şişi Kebabi’ dediğinde büyük bir kahkaha patladı. Sonrasında bu yanlış telaffuz defalarca eğlenceli bir şekilde devam etti.

Çorbalardan ezogelin ve tavuk çorbası seçenekleri tercih edilirken herkes birbirinin tabağını kaşıklıyor, her iki tadı da denemek istiyordu. Ezogelin herkesten tam not aldı. Tavuk çorbası Koreliler tarafından çok sevildi. Eğer ki Türkiye’de yaşasalardı, asla yabancılık çekmezler ve asla aç kalmazlardı. Çorba kültürlenin olmaması ve bu kadar çok seviyor olmaları da bir garip zaten.

Ortaya yapılan salata tabağımızda: çoban salatası, humus, patlıcan ezme, kuskus salatası, piyaz gibi karışık salata çeşitleri yoğun rağbet görmedi. Etçil bir gruptuk sanırım. Kebaplarımızla birlikte gelen garnatürlere de pek dokunulmadı. Salatalarımızın lezzetlerinin sevilmiş olabileceğini düşünsem de: Asya mutfağı ile bizim mutfağımız arasındaki yeşillik-ot kültürü çok farklı. Dolayısıyla bizim sade ve evrensel standarttaki yeşillik domates karışımlarımız dışında kalan ve biraz komplike görünen mix salatalarımız damak zevklerine uymadı. Ama kimse şikayetçi değildi ve aç kalmadı.

Tatlı çeşitlerimiz baklava, kazandibi ve badem parçacıklı pudingdi. Bu tatlılar ortaya karışık bir şekilde çikolata sosyurla servis edildi. Herkes hepsinin tadına baktı. Baklavaya aşık bir millet olan Asyalılar digger sütlü tatlılarımızı da çok sevdi. İlk kez kazandibi deneyenler oldu. Restoranın çok başarılı bir tatlı sunumu olmamasına ragmen pudingin tadı beğenildi. Kazandibi bize gore fiyaskoydu fakat çaktırmadık. Türkiye’deki kazandibi tatlılarının yerini burada hiçbirşey tutmaz. Fakat yine de: beğenilmiş olması güzeldi. Misafirlerimizin mukayese edebilecekleri herhangi bir geçmiş deneyimlerinin olmamasından dolayı yırttık diyebilirim.

Ramazan pidemize bayılan grup çorbayla karnını doyuracak kadar ekmeğe yüklenince: pideyi dilerlerse kebapla birlikte de yiyebileceklerini belirtip hemen doymamaları konusunda aç gurubu uyardık. Hayatında ilkekez ayran tadanlar: tadını ağır buldu. Ben de hayatımda ilk kez ayran tadıyormuşcasına bir ağırlık hissettim ama sanırım markadan kaynaklana bir kıvam sorunuydu. Bu yüzden aslında Koreli arkadaşımın bu tat sapmasındaki tepkisini anladım. Onun içeceğini kola ile değiştirdik.

Kısacası bize gore keyifli bir sonradan Gurmeler New York organizasyonu gerçekleşti.

Her restoranda gördüğümüz manzara burada da mevcuttu ve servis kötüydü. Değerlendirme aşamasında belirtmeden geçemeyeceğim şeylerden biri de: restoran sahibinin gelip ‘’hoşgeldiniz’ bile dememesiydi. Biraz fazla işkolik olmalarına veriyorum bunun nedenini. Tezgahı iki dakik bırakmak New York şartlarında sıkıntıya neden oluyor  olabilir belki. Neyse.

Akşam yemeğimizin maliyeti toplan 15$’dı. Tip ile birilikte kişi başı 17$ ödedik ve böylesi birmenüye göre New York şartlarında oldukça ekonomik bir Sonradan Gurmeler organizasyonu geçekleştirmiş olduk.

Yemek sırasında bolca fotoğraf çektik. Kore aksanı bir telaffuzla ‘Sonradan Gurmeler in New York’ video kaydı gerçekleştirdik. Şişi Kebabi video kaydımız karambolegelerek silinmiş fakat en kısa zamanda onu da telafi edip paylaşımaki istiyorum.

Türklerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerden biri olan Queens – Sunnyside bölgesindeki bu güzel organizasyon güne Queens -Atoria’da nargile faslı ile devam etti. Bu kısım çok eğlenceli, dumanlı, kahkahalı ve öksürüklü geçti. Asyalı bu dostlar ilk nargile denemelerinde bence büyük başarı gösterdiler.

Sanırım onların bu kadar başarılı bir millet olmasının altında yatan neden: yeniliklere açık olmaları, istediği şeye rahat adapte olmaları ve olma girişmleridir. Baskılarını yaşadıkları utangaçlık perdesi kalktığında karalılıklarını hayata geçirecek cesaretle yaşıyorlar. Ama hala örnek olacağımız ve örnek alacağımız çok yönleri var.

Türk-Kore ve Japon kardeşliği New york’ta bir kez daha yakından yaşandı.

Bir dahaki sefere daha karma bir grupla başka bir Sonradan Gurmeler New York organizasyonuyla bunun gibi güzel paylaşımlar yapmak dileğiyle.

Sevgiler.

Yunus Baran.

Bir Cevap Yazın