Mahalle Kahvesi’nde bir mola – Kuzguncuk

Mahalle Kahvesi’nde bir mola – Kuzguncuk

Fırtınalı bir cumartesi..Soğuk mu soğuk.Adeta sıcak kumsallardan serin sulara atlarcasına 2 gün geçirdi İstanbul…Cuma ve Cumartesi…
İstanbullunun nevri döndü dense yeridir…Belki Perşembeden yapılan planlar ertelendi Cuma cumartesi günü için… Ne de olsa hafta sonu dercesine yapıldı organizasyonlar…
Alışmıştı yazdan kalma günleri geçirmeye Istanbullu…Kasım’da bile kısa kollu ile geziyordu fıldır fıldır…Boğaz kenarında hala dışarıda kahvaltı ediyor, vapurlarda yanlarda oturuyordu efil efil esen rüzgara aldırmadan…Bir elinde simidinden koparmış küçük parçaları martılara atarken bir yandan da Haydarpaşa’nın yangından kalan geri kalanını iç geçirerek seyrediyordu belki de… Takii Cuma gününe kadar…
Bir anda kat be kat giyinir buldu kendini İstanbullu…Hele o Cuma sabahından yataktan kalkarken kemiklerine kadar üşüdüğünü hissetti ister istemez…Ev sıcak diye pike ile yatmıştı halbuki..Ama nerden bilebilirdi ertesi gün sıcaklığın diplerde gezeceğini…
Cuma ,Cumartesi tam bir kış mevsimi… Sıcaklık 4 derecelerde, Boğaz’dan geçerken gördü fırtınanın şiddetini, ertelenmişti vapur seferleri, kullanmak zorunda kaldı o sıkış tıkış metrobüsü, İETT’yİ…
Ve tabiî ki Pazar…Haftabaşından beri hayal kurduğu Pazar…Evde yatıp dinlenmek televizyonun karşısında öylesine uzanıp ne olup bittiğini izlemek her Istanbullu’nun en çok sevdiği olsa gerek hele de dışarıda buz gibi hava varken…Belki de kızarmış kestane ve sıcak çay keyfi pencere kenarında yağmura, kara rüzgara karşı…
Boğaz’a Anadolu’dan bakar Kuzguncuk sakinleri…Her ne kadar fırtınalı havalar baş gösterdiyse de uzaktan doğru asla kaybetmez sıcaklığını…Özünde var beklide samimiyet,insanlık…
Yüzü daimi güzler Kuzguncuklu’ların…Yabancıları daimi kendilerinden gibi hisseder, hissettirir…Adeta aile mahallesi…Bir Tirebolulu olarak nedense asla yabancılık çekmem oralara gittiğimde…
Hep bizim oralardan bir parça bulurum o daracık Kuzguncuk sokaklarında…Yolumu kaybetsem de illaki bulurum rotamı ellerim cebimde atkım boynumda gözüm kapalı olsa da…Halbuki Kandilli çocuğuyum nereden bu samimiyet demezler mi insana?
Yeni açılmış bir mahalle kahvesine gitmek için Kuzguncuk sokaklarında gezerken Hasan bey ile karşılaşmam da işin daha bir tesadüfi şekli ya,kendisi Tireboluluymuş..Dedim ya bizim oralardan bir parça illaki karşımıza çıkıyor yer sorarken,yolda yürürken vs.
Hasan abi tuttğu gibi kolumdan aldı beni mahalle kahvesine…Ekmek Teknesi çekilmiş o kahvede…Emektarlar birbirleri ile sohbet halinde..Sabahın o erken saatinde bile sanki yılların yorgunluğu hala üzerlerinde…
Bir iki kelam sonrası, gerçek ‘’Mahalle Kahvesi’’ nde soluğu aldım…Gerçekten her anlamda modern bir kahve havası…
Öle sadece erkek hegomanyası yok bu kahvede…Kadın erkek genç yaşlı, kimileri kahve çay içerken ellerinde gazetelerle, kimileri de kupon yapma derdinde,kimileri de hayatının özetini paylaşırcasına iç geçirerek anlatıyor birbirine…’’Ey gidi günler’’ !!!
Fonda daimi müzik her yöreden insana hitap edercesine…Dışarıda buz gibi hava varken içeride buğulu sıcak samimi havaya şahitlik etmek de ayrı bir güzel, herkesin birbirini çokça tanıdığı Kuzguncuk sokaklarının İcadiye’sinde yeni açılmış bir kahvede…
İki ortak hayat vermiş bu ‘’Mahalle Kahvesi’ne’’…Önceden de kahveymiş..Belki de süre gelen bir gelenek devam ediyor burada 60 yıllık kahvenin peşine…
Bahri ve Aykut abi sadece patron değil…Ayrıca önceden beri gelen başarılı kariyerlerini şimdide kahvecilikle sürdürüyorlar usulca…Önlüğü de üzerinde bir o masada bir bu masada…Esnaflığı sonradan öğrenenlerden belki de…Belki de hayat tecrübesi ne de olsa hizmet sektörü kökeni…
Yeni fırından çıkan sıcak simitler, yanında tavşankanı çay, yöresel saç peynirler poğaçalar ve daha neler neler…
Öle bir yer de ğil Kuzguncuk… Sadece Üsküdar’dan yola çıkılıp Boğaz’ın kuzeyine yol alırken teğet geçilecek bir yer hiç değil…Belki bir durulup başlanılacak hikayelerin ucu bucağı olmayan bir yer…Hele de ‘’Mahalle Kahvesi’nde’’ dinlenilecek olanların ise tadına doyum olmaz bu güzelim kapılarını yeni açmış mekanda…
Sadece kahve değil esasında burası… Kadınların günleri için de özel bir mekan düşünülmüş…Altın, gümüş, tl yemek günleri için de belki 50 yıllık bir masaları var hemen üst asma katında…Adeta ev gibi dekore edilmiş…
Ayrıca kitabını da al gel..Oku, kaybol içerisinde kimse karışmadan,vereceğin 2 3 tavşan kanı çay ile saatlere saat kat burada…
Daha da abartırcasına mutluluğun resmini çiz burada…
Kasketli fötr şapkalı amcalardan feyiz almak için bile belki bir durak noktası burası… Gelen geçene selam verir bulursun kendini, 5 dakika dışarıda geçirdiğin bir sigara molası sonrası…
Tabii bununla da yetmiyor burayı anlatmak… Ayrıca iş toplantılarının da yapılabileceği bir toplantı odası bile düşünülmüş…8-10 bilemedin 15 kişilik barkovizyonları lcd’leri ve olmazsa olmaz wireless bağlantıları… Yani hem günümüz çağına hem de eski havaların harmonisi gibi adeta…
Yerlerde o eşsiz mozaik de ayrı bir anlamlı… Sadece erkek değil bir kadın elinin değdiği de belli mekânın her adımına…
Yorgunsan da masaj koltuğu var hemen giriş kapısının yanında… Bastır tekliği,masajını da ol çok değil sadece 3 dakika…
Çok değil bir pazarını orada burada geçireceğine bir iki soluk almak ve hayatı yeni baştan yaşamak için ideal bir durak noktası adından da belli Mahalle Kahvesi burası…

Keyifli pazarlar…

Varlık Sezgin

Mahalle Kahvesi’nde bir mola – Kuzguncuk” hakkında 1 yorum var

  1. EFSANE dedi ki:

    MAHALLE KAHVESİNİ BİZE KAZANDIRANLARA BİNLERCE KEZ TEŞEKKÜR EDEREK BAŞLAMAK İSTİYORUM.
    KEYİFLİ VE HUZURLU BİR ORTAMDA ESKİYİ DUYUMSARAK KAHVALTI ETMEK BAŞLI BAŞINA BİR AYRICALIK,ADETA BU KAHVENİN MÜDAVMİ OLDUK,ÖNCE BEN DAHA SONRA ARKDAŞLARIMIDA BU KERVANA DAHİL ETTİM.
    HEM GAZETE OKUYUP,HEM BİR ŞEYLER YİYİP İÇİN RAHATLIKLA SOHBET EDECEKLERİ BU ORTAMA HERKESİN MUTLAKA GİTMESİNİ ÖNERİYORUM.

Bir Cevap Yazın