Yukarıköy Sofrası – İzmir

Yukarıköy Sofrası – İzmir

Sonradan Gurmeler’in keşif kapsama alanına yakın zamanda girdiğinden midir, yoksa zenginlikleri Türkiye’nin her yerinde bıkmadan usanmadan anlatıldığından mıdır, İzmir’de bir “nereden başlasak?” durumu hakim gibi hep. Meydanlarda yıllanmış, sokaklar arasına saklanmış, uzaklarda kalmış onlarca mekan var keşfedilmeyi bekleyen. Türkiye’nin, hatta yakın coğrafyanın kültürlerini barındıran tipik bir Akdeniz şehri olan İzmir’i keşfederken, bu şehirden öğrenecek çok şeyimiz olduğunu fark etmek çok zor olmuyor. Bu haftaki öğretici ve besleyici keşfimiz de birçok İzmirli’nin bilmediği bir yerde bulunan Yukarıköy Sofrası’ydı.

Yukarıköy, 1800’lü yılların başında İzmir’e göç eden Türkmen Tahtacıları tarafından kurulmuş, Narlıdere’nin ilk yerleşim bölgesi olarak bilinmekte ve halen özel olarak korunmakta. Bu özel bölgede bulunan mekanın sahibi Ali Bektaş, ailesiyle birlikte burayı kendi geleneklerine ve kültürlerine göre işletirken, aynı zamanda da yaptığı tarihsel çalışmaları ve araştırmaları da ziyaretçileriyle paylaşmaktan keyif duyan biri. Bu sebeple de sadece yemek anlamında değil, kültürel anlamda da bir keşif yapmamıza vesile oluyor.

Yemekler konusunda sadece mekanın kendisi bile her şeyin ne kadar günlük ve taze olduğu hakkında bir şeyler söylüyor adeta. Yukarıköy Sofrası’nda yemekler günlük ve özel olarak yapılıyor. Girer girmez gözümüze çarpan tencerelerdeki birkaç farklı çeşitte yapılan çorbalar, “çorbacı” kültürüne uygun olarak servis ediliyor. “Her yerde yenmez” denilen kelle-paça ve işkembe çorbaları günlük olarak hazırlanıp hem bölgede yaşayanlara, hem de bizim gibi merak edip uzaklardan gelenlere aynı özenle sunuluyor.

Çorbaları içerken gözlerimiz ocaktaki güvece odaklanıyor, kulaklarımız da Ali Bey ve eşine. Sabah ocağa konan ve öğlene kadar 3-4 saat boyunca ağır ağır pişen, Erzurum fasulyesi ile yapılan güveçte kuru fasulyenin ve emektar eşi pilavın hem tadına bakıyoruz, hem de hikayelerini dinliyoruz. Özel yapım, dört kulplu güveç tüm heybetiyle masada dururken insan ister istemez bundan sonra kuru fasulye konusunda daha seçici olmaya alıştırıyor kendini. “Sonradan gurme” olmak böyle olsa gerek. En sonunda, yiyecek gücümüz kalmadığını düşünürken, masadan uçacakmışçasına hafif duran şekerpareyi yemekten alamıyoruz kendimizi.

Ağır ağır, sohbet eşliğinde yenmiş yemeğin keyfiyle birlikte veda ediyoruz Ali Bey’e ve ailesine. Hava yeni kararırken, beyaz evleri ışıklarla aydınlanmaya başlayan Yukarıköy’ün sokaklarından geçerek keşfin sonuna geliyoruz. Sanki buraya her gelişimizde yeni bir keşif yaşayacakmış gibi hissediyoruz. Bu hislerin bir kısmını buraya yeni gelecek ziyaretçilere bırakıp, hevesimizi yeni yerler için saklıyoruz. İzmir’de hala keşfedecek çok yer var. O halde, keşfe devam…

Gencer Özkazman

Yukarıköy Sofrası

Narlı Mahallesi, Narlıdere İZMİR

Bir Cevap Yazın