Bir şarap zerafeti Corvus…!!!

Bir şarap zerafeti Corvus…!!!

Şarabın zerafeti….

Şarap vardır sadece iç geçirmek için öyle umarsızca içersin, biri vardır ki anıları anımsatır her yudumda, biri, acıları hüznü alır, hele bir diğeri paylaştıkça kıymeti artar, biri nazlıdır pek ortaya çıkmayı sevmez , bir diğeri ise anlamsızlığın anlamıdır… ‘’Ne memlekettir kardeşim ne kadar çok şarap çeşidine ev sahipliği yapıyor güzel ülkemiz’’ dediğinizi duyar gibiyim… Hele bir tanesi var ki , O’nu içince zerafet, görünce kehanet uyandırır, akıllara kazınır O’nun ismi o sertliğini alır ve farklı bir ambiyans katar ortama, kokusu içten içe eritirken insanı , ilk yudumla beraber açtığınızda gözlerinizi, akla getirir aşkların en güzelini ve ardından beklemeye koyulursunuz o vakit anlarsınız ikinci yudum için sabretmenin zorluğunu … Evet CORVUS’tan bahsediyorum..Bu toprakların bir diğer ‘’EN’’ leri içinde barındıran lezzeti…Uzak diyarlar değil tamamen bilindik topraklar… Corvus esasında bir marka ismi.. Kökeni Latinceden geliyor…Anlamı ‘’Karga’’…Evet herkesin bildiği Karga ancak Antik Yunan ve Roma da uzun ömürlülüğün sembolü olmuş bir kuş… Ve bu kuş gün gelmiş uzun soluklu olması düşüncesiyle ilk adımları atılan bu projeye emek ve gönül verenlerin seçtiği bir marka olmuş .Gezmeyenler henüz görmeyenler bilmez , önemsemez ama Bozcaada için bir sembol, bir marka. Çeşitli değişik aroma ve tatlarda şaraplar elde ediyorlar ,o da bilindik bir yerde , O güzel ülkemin tarihe tanıklık etmiş köyü olmayan Türkiye’nin tek ilçesi olan Bozcaada’da … Ege’nin kuzeydoğusu’nda açıklarda yer etmiştir Bozcaada…Troya Savaşlarından Çanakkale Savaşlarına kadar hiçbir zaman tarihi stratejik öemini kaybetmemiş .Adından sakınmayın Anadolu’dan bakıldığında boz renkli görünümünden dolayı bu ad verilmiş…Gizemi ve bolluğu ise tamamen içinde gizli…Kuzeyine daha kuzeyine gittiğinizde sağlı sollu üzüm bağları gördüğünüzde sakın şaşırmayın, işte kısa sürede hak ettiği takdiri kazanan CORVUS şaraplarının lezzetinin kaynağındayız. Vasilaki , Çavuş, Karalahna en çok üretilen üzümleri…Suyu az olsun çok olsun erir gider, iyi ayarlamak gerekir dozunu, havası ısısı nemi önemlidir, bağın konumu toprağın kalitesi ve Kaz dağları’ndan gelen rüzgarın taşıdığı tuz miktarı bile atlanmaması gereken parametrelerdir.. İyi de peki ne zaman toplanır bu üzümler?? Şaraptaki tadı istenilen şekilde bulabilmek için önemli bir ayrıntıdır. Bağda olgunlaşan üzümleri toplama zamanı.Merak etmeyin Bozcaadalılar en iyisini düşünmüştür…Kendi içerisinde önce ya da sonra toplanmayı gerektiren üzüm çeşitleri olsa da bu ritüeli bir bayram havasında yaşamak için seçilmiş bir gün var… Evet Bozcaada da Bağ Bozumu her yılın Eylül ayının 3’üdür…Gider toplarsın üzümleri dalından, afiyetle de yemesini bilirsin fabrikaya giden miktarın fazlasını avuçladığında… Hele de tüm gün, bu koşuşturmaca içinden sıyrıldığında güneşin batışı denk gelirse ufuktan izle dercesine , Kale manzaralı bankında tüm zahmet sonrası bir Cavus , Vasilaki veya Karalahna’dan üretilen bir Corvus açtın mı deme keyfine elinde kadehinle eğer hafif bir meltem de içini ürpertirse…

Zıııırrrrrrrr, zırrrrrrr,!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Vay be , Rüya mıydı bu !!!!!!

Bu düşünceler içersinde yatağımdan kalktığım gibi çıktım evden…Akşam Corvus Şaraplarının tadımına katılmak adına… Corvus Şarapları’nın yöneticilerinden Kutsal Bey’in misafiri olarak Akaretlerdeki Butik mağazalarında aldık soluğu… Şirin bir mekan , farklılığını hemen farkettiriyor , ne de olsa zerafetin kalbi şaraplarının inceliği,öle her sıcakta nemde sergilenmemeli değil mi ama??…Kutsal Bey de bu hususlara dikkat eden bir hassasiyete sahip. Bir iki kelam tanışma faslı, meraklandırıyor tadım anını ve yeniden Corvus ile buluşmamı, zaman açısından kısa ancak geçmek bilmeyen hızla… Corvus’un Bozcaada’ya özgü Çavuş, Karalahna, Vasilaki üzümlerinden yapılmış olan şarapların tadı yerel tadlarla bütünleşmeli ki, denizin o meltemini ve az da olsa dalgaların sesine kulak veresiniz…Kapatın gözlerinizi bakın sizleri nerelere sürüklüyor…??? Sepet peyniri, Ezinesi , ezmesi , taraması şarabın sipirtüel tadına bakın neler katıyor… Herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir sofra ile karşı karşıyayız lezzetler adeta birbiri ile yarışıyor. Her tat usta ellerden çıkmış ve o lezzet nerede ise gidilip şaraplar tadan misafirlere sunulmak için getirilmiş. Ayakta alkışlanacak bir çalışmaya öncü olmuşlar firma olarak, Beyazla başlayalım isterseniz ; Bakarsınız rengine, beyazdır sarı görünür, 45 derece yan tutarsınız kadehi ,ak şekilde yer etmiştir…Koklarsınız, zihinlerde binbir şeyi anımsatır, bir iki de çalkalarsınız tananlerin aroma ile valsine sahitlik edersiniz, ve tadını aldığınızda içinizden bir ‘’hmmm’’ vaoov’’ dersiniz… Bir de peynir ile bütünleşti mi, o ana kadar içtikleriniz mazide yer etmiştir artık..Anımsayamazsınız bile…Hele karşılaştırmak??? Beyaz şarap bir ritüeldir balık ile…Hele de deniz esintisinden inciler varsa roka börülce karides kalamar , hoş bir seda bırakır akıllarda,tekrarlamak için zaman kovalarsınız içten içe… Varsa elinizde Corvus’un bir çeşidi , aman buzdolabında saklamayın ve tabiki dik durmasın ki, mantar ile temasından mahrum etmeyin…Mantarın dokunuşu ile kesilir hava ile teması gizemini saklar şişesinde…Özenle seçilmiş ve dizayn edilmiştir ambalajı…Işık, ısı ve tabiki nem azılı düşmanıdır bağlardan gelip özenle hazırlanan alın terinin kadehte servis edilişinin… Aklınızdan bunları yapmadığınız geçiyorsa, geçmiş olsun artık beyaz bir sirkeye sahipsinizdir ,salatalarınızda afiyetle kullanabilirsiniz… Peşine Kırmızı; Koyuluğu belli eder yaşını, berraklığı ise özenini…45 derece yan tutuğunuzda renk tonları eğer kırmızının tonlarını sergiliyorsa, kara lahna doğru ve emin şekilde gelmiştir kadehte avuçlarınıza…Sıkmak, sahiplenmek istersiniz, sizin olması için elinizden geleni yapmak,asla kaybetmemek adına can havliyle bir an önce de mideye gitmesi için hiçbir engel yoktur artık… Bir iki sallama ile aroma burna farklı bir koku salar…Vücut ise bu anda bir hormon çaktı mı afiyetler ola… Öyle gırtlakta falan bekletmeyin, zaman kaybı ne de olsa…Hemen mideye indiriverin ki, ağız içi sıcaklık ile tanenlerin ölmesine asla izin vermeyin… Peşine belki bir pirzola, kemikli bir et veya peyniri asla unutmayın..Yalnız , öksüz bırakmayın şarabı midenizde…

‘’’’’’’’’’’’’’’ Kırmızı şarap, paspal bir kızı gibidir…Ele avuca sığmaz öle özensiz bir hayat, farklı dünyalar ve isyankar bir haykırış içerise de… Fırlamak istercesine kadehte dursa da , tadı da bir o kadar lezzetlidir o anki ruhunuza.. . O paspal kızın hayatta dik duruşu ve içten içe hırsı ve kızgınlığı, her kadehte kendini daha da belli etse de, nedense çözüm bulamaz yalnızlığına ve öylece ölümü bekler kos koca şehr-i İstanbul’da…. Gizlemeye çalışsa da içindeki eksikliği malesef her yudumda ortaya çıkar gayri ihtiyari… ‘’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’’

Kutsal Bey, şarap kültürünün çok  ama çok daha derinliklerinde tur atmamıza vesile oldu…Engin Şarap bilgisinden bizleri mahrum etmedi o keyifli sohbeti boyunca.. Her defasında Şarap deryasının içinde yudum yudum bilgiyi içtik adeta. Ancak deryada boğulmamak için anladık ki daha çok yolumuz var . Aşkın şairi Hayyam ne güzel söylemiş Şarap sonsuz hayat kaynağıdir, iç; Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;

O hiç bitmesin dileği ile saatlerce devam eden güzel sohbetimizden sonra İstanbul’un gerçekliği ile karşı karşıya kalmak … Ama maalesef ki böyle hayatta yaşanan güzelliklerin farkında olabilmek için hayatın gerçekleri ile karşı karşıya kalmak zorundayız. Ama bu sohbet ilk olsa da uzayıp gidecek yeni bir serüvenin başlangıcı gibiydi adeta bizim için ..

Keşiflere tat katan Kutsal Beye Sonsuz teşekkürlerimizle

Keşfe devam ,

Varlik Sezgin

Bir Cevap Yazın