Paşazade Osmanlı Mutfağı – Sirkeci

Paşazade Osmanlı Mutfağı – Sirkeci

Osmanlı Mutfagı , tek bir kulturu yansıtmıyor ne de olsa yıllara meydan okurcasına yıllar yılı farklı milletleri barındırmıs içerisinde…Son yuzyıllara kadar da milyonlarca kilometrekarelik bir yuz olcumu ile Asya’dan Avrupa’ya, Afrika bile bu kültürün içerisinde yer almıs yıllarca…
E tabii bu da gündelik yaşamında çoğu şeyi etkilemiş…Dili, kültürü , ahlakı , kuralları ve tabiki de damak tadını…
Zengindir Osmanlı Mutfağı , sanattır servis edilen her lezzet , doygunluk içerir, hikayelidir, yendikçe de doyurur insanı, göze de hitap eder…Kolesterol, kilo ayırmaz, yedikce yedirir insana…
Hazırlamak öyle pat diye de olmaz…Emek ister, alın teri dökmek gerekir belki de , belki de iyi bilmek gerekir ki reçeteleri , her malzemenin tencereye koyulma zamanı bile düşünülmedilir…
Ne de olsa Osmanlı mutfağı , Saraylara servis edilenlerden…Hele Padişah beyenmesin bak o zaman , vay haline…
Istanbul’da bir lokanta..Adı uzerinde Paşazade Osmanlı Mutfağı…Osmanlı mutfağından çeşitleri yaşamak için bire bir…Osmanlılığı da tabii…
Tüm gün fonda çalan enstrumental kanun keman ud eşliğinde lezzetlerin engin dünyasında kaybolmak adına çok uygun bir yer…
Mekanın dekorasyonu da cumbalı evlerden esinlenerek hazırlanmış adeta eski Istanbul sokaklarını andırıyor…Baharatlar ve eski gumus bakır kapların da sergilenemesi mekanı o denli özel kılan özelliklerinden…
Nedense ilginç bir havası var mekanın…Kitap okurkenki sessizlikte Osmanlı ‘nın ihtişamini hissetmek , çatal kaşık bıçak seslerinde o döneme yelken açmak gibi birşey…
Belki yogun iş hayatında hep ıskaladığımız değerleri bir kez olsun görmek adına gidilesi bir yer…
Yemeklere, öncesinde etli pazı dolma ile başlıyoruz…Pazı esasında güney mutfağının en gözde malzemelerinden, içeriğindeki et de iyi terbiye edilmiş…Ara sıcak olarak yenmeli ki , yemek öncesinde mideyi de rahatlatması tercih edilen bir diğer özelliği…
Tavuk Sultan sarma , mantarın eşsiz lezzeti ve patatesin güzelce şekillenmesi ile hem mideye hem göze hitap etmesi eşsiz gizem arasında unutulmaz manzaralardan…
Mutancene , ayrı bir başarı hikayesi…Kuzu etinin kendi yağı ve sebze ile bütünleşmesi de Osmanlı mutfağının çok çok daha zengin reçetelerinden…
Terkib-i Çeşidiye , nar ekşisi tadının çokca hissedildiği , pilav uzerinde terbiyeli kuzu etinin butunleşmesi ile hazırlanmış biraz da badem erik gibi kuru meyveler ile beslenmiş bir yemek…
Esasında çok detaya girmeyelim…Bu lezetlerin tüm gizemini Halil Güldemir Usta’dan dinlemek tamamen sizin elinizde…
Ve Papaz Yahnisi…esasında Kırklareli yöresine ait bir lezzet…Yapılış yöresel olarak farklılık gösterse de , azınlıkların mutfağında şarap ile Osmanlı mutfağında ise sirke ile tatlandırılmakta…
Ama bize sunulan levrekli papaz yahnisi , balıgın farklı sekilde servis edilmesini ve gayet güzel marine edilişi unutulmaz görüntülerden..Hafif ve dolgun oluşu da dile gelen bir diğer özelliği…
Revani ise lezzet yolculugunun son durağı…O denli yemek sonrası revaninin hafifliği ve balının hem ağzı hem de mideyi yormaması çok abartmamakla birlikte bir milad kabul edilebilinir…Tabii tercih sizin…
Hayatı yakalamak adına bir durak noktası Paşazade Osmanlı Mutfağı…
Halil Usta’ya ve tüm aileye tesekkurler…
http://www.pasazade.com/
Keşfe devam ,
Varlık Sezgin

Bir Cevap Yazın